(5846 S. K. m. 17, 42, 45) (818 S. K. m. 41, 42)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.02.2005 tarih ve 2004/526-2005/71 K sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi taraflarca istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.06.2006 gününde davacı vekili Ü.P ile davalılar vekili S.T. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için tetkik hakimi Yaşar ARSLAN tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilini murisi Şefik BURSALI'a ait iki adet resmin konsinye olarak davalılara ait galeriye teslim edildiğini, mutad süre sonunda satılamadığı için iadesi istenilen resimlerin daha sonra çalındığının bildirildiğini ileri sürerek, tabloların değeri ye eserlerin fiziki varlıklarının mevcut olmamasından dolayı yoksun kalınan telif hakkı nedeniyle şimdilik 4 milyar, TL'nin reeskont faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, resimlerin mülkiyetinin dava dışı kişilere ait olması nedeniyle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, tabloların çalınmasında müvekkillerinin kusurunun olmadığını, talep edilen bedelin fahiş bulunduğunu, davacının telif haklarında kayıp oluşmadığını, reeskont faizi isteminin dayanaksız olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasındaki belgeye akdin mahiyeti ve konsinye satış için davalıya tevdi edilen tabloların çalınma tehlikesine karşı gereken dikkat ve özeni göstermedikleri, borcun ifa imkansızlığından sorumlu oldukları, ihtarla tanınan sürenin dolduğu 12.12.2003 tarihindeki davacı alacağının (33.088.329.000)-TL olduğu, FSEK'in 17. maddesi hükmüyle düzenlenen esere varma hakkının sadece eser sahibine tanındığı, bu hakkın, veraseten geçmeyeceği eserin fiziki mülkiyetini elde etmiş varsayılmak gereken davalıların bu eserlerle ilgili olarak eser sahibi mirasçısı davacıya karşı eseri ticari amaçla iade etme yükümlülüklerinin bulunmaması, pay alma hakkının doğumuna esas kararnamenin Bakanlar Kurulu'nca çıkarılmaması ve doğmuş bir zararın kanıtlanamamış olması karşısında anılan kanunun 45., 42. maddelerine dayalı muhtelif telif kayıplarına yönelik istemlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2 milyar TL'nin 12.12.2003 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunamamasına ve taraflar arasındaki konsinye anlaşması uyarınca 21.06.2002 tarihli teslim belgesinde davaya konu iki tablo için kararlaştırılan bedellerin bu tabloların davalı satıcıların elindeyken çalınması üzerine sorumluluk miktarında esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, davaya konu tablolar çalınmış olsa da eser sahibi mirasçısı davacının işleme, çoğaltma, yayma gibi maddi nitelikteki telif haklarından yararlanmasını sağlayacak röprodüksiyon, katalog türünden materyallerin mevcut bulunması ve tabloların fiziki varlıklarının akıbetinin belirsiz olduğu sürece dahi değinilen hakların kullanılmasının mümkün olmasına göre, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, 5846 sayılı FSEK'in 45/1. maddesi hükmü ile eser sahibi veya mirasçısına tanınan güzel sanat eserlerinin satış bedellerinden pay verilmesi hakkının yasayla getirilmiş bir hak olması medeniyle aynı maddede değinilen Bakanlar Kurulu kararnamesinin çıkarılmamış olmasının bu hakkı işleyemez ve askıda hale getirmeyeceği, sadece özel düzenlemelerle tabi olacağı hesaplama yöntem ve ilkelerinin belirlenmemesi nedeniyle mevcut hukuk normlarına göre zararın tespit ve tanzimi yolunun izlenmesini gerekli kılacağı düşünülmeden, tabloların davalı satıcıların yedinde iken çalınmaları ile yoksun kalınan pay alma hakkına esas zararın Borçlar Kanunu'nun 42/2. maddesinde ilkelere göre değerlendirilerek adalete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, zararın doğup doğmayacağının henüz belli olmadığı gerekçesiyle bu zarar kaleminin reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450-YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy