(CMR m. 41) (6762 S. K. m. 780)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.12.2004 tarih ve 2001/1402-2004/1287 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirket ile yaptığı sözleşmeler uyarınca, Türkiye'den, Almanya ve Hollanda'ya beş ayrı taşıma gerçekleştirdiğini, bu taşımalardan bakiye 8.611.434.000.TL. navlun alacağının davalı şirketçe ödenmediğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşıma sırasında meydana gelen gecikme nedeniyle, akidleri Negiş Giyim A.Ş.nin kendilerinden 9.430, 10.DM reklamasyon bedeli kesintisi yaptığını, bu nedenle müvekkilinin bu meblağı davacıya eksik ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davalının geç teslim nedeniyle uğradığı bir zararın varlığını ispatlayamadığı, buna göre de bakiye navlun borcunun davalı tarafça ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı, bakiye navlun alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davada, iddia ve savunmalara göre, taraflar arasında beş ayrı sefer ile taşımaların yapıldığı ve seferlerden birinde gecikme olduğu hususunda bir uyuşmazlık yoktur. Dosyada bulunan belge örneklerinden, davaya konu taşımalarda, farklı şirketlerce gönderilen emtianın taşındığı, ancak bu taşımalarda davalı ile sözleşme ilişkisini yalnızca dava dışı Negiş A.Ş. kurduğu da anlaşılmakta olup, bu hususa davacı tarafça bir itirazda bulunulmadığı gibi, aksine dava bu hususa dayandırılarak açılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, gecikme nedeniyle gönderen şirketin davalı üst taşıyıcıya ödediği navlun bedelinden yaptığı kesintinin, davalı tarafından da davacı alt taşıyıcıya yapacağı ödemeden kesip kesemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davaya konu geciken taşımada, emtiayı gönderen şirketin dava dışı Neta Tekstil A.Ş. olduğu taşımaya ilişkin belgelerden anlaşılmış olup, buna göre dava dışı alıcı DMD GmbH'nin gecikme bedeline ilişkin faturayı dava dışı Neta Tekstil A.Ş.ne düzenlemiş olması, bu şirketin de bu bedeli taşıma ilişkisini kuran dava dışı Negiş A.Ş.ne yansıtmasının mümkün bulunmasına göre, bu yöndeki iddianın ispat edilemediğinin kabulü doğru değildir. Ayrıca, yukarıda açıklanan uyuşmazlığın niteliğine göre, davanın ve taşımanın taraflarının ticari defterlerindeki kayıtlar, uyuşmazlığın çözümü için yeterli değildir.
Öte yandan, davaya konu taşıma, CMR Konvansiyonu'na tabidir. Gecikmenin zarara neden olması halinde, taşıyıcının sorumluluğu CMR hükümlerine göre, navlun ücretiyle sınırlıdır. Buna karşılık, TTK.nun 780. madde hükmünde eşyanın taşıma süresi aşılarak teslim edilmesi durumunda, gecikilen süre ile orantılı olarak taşıma ücretinin indirilmesi öngörülmüştür. Maddede herhangi bir zararın ortaya çıkmış olup olmadığı bahis konusu edilmediğinden, bir gecikme zararı bulunmadığı hallerde de taşıma ücreti indirilecektir. Bu bakımdan, hükmün bir tür cezai şart niteliği taşıdığı söylenebilir. CMR sisteminde ise, taraflarca gecikmeye yönelik bir cezai şartın kararlaştırılmış olması, CMR Konvansiyonu'nun 41. madde hükmü uyarınca geçersizlik yaptırımı ile karşılaşır. Çünkü böyle bir şart, tarafların borçlarının ağırlaştırılamayacağı ilkesine ters düşer. Dairemizin 1.6.2000 tarih ve 2738-4996 sayılı 30.9.2002 tarih ve 4386-8295 sayılı ilamları bu yönde olduğu gibi, doktrinde de bu şekilde sonuca varılmaktadır. (Bkz Alihan Aydın, CMR'ye Göre Taşıyıcının Ziya, Hasar Ve Gecikmeden Doğan Sorumluluğu, İstanbul 2002, Sh 144).
Bu durumda, mahkemece, davalı vekilinin bilirkişi raporlarına karşı itirazları değerlendirilmek, davaya konu gecikme bedelinin TTK. 780. maddesi hükmüne göre değil CMR hükümlerine göre ele alınmak ve bu bedelin davacıya yükletilmesinin mümkün olup olamayacağı belirlenmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy