(6762 S. K. m. 329, 392, 394)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.11.2004 tarih ve 2001/1050-2004/1111 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, asıl davada müvekkillerinin, davalılardan A.Ş.nin kurucu ve halen %19,5 oranında pay sahibi olduklarını, şirkete ait taşınmazların, diğer davalıların kurduğu şirkete kiraya verilmek suretiyle kaçırıldığını, yönetim kurulu üyesi olan davalıların genel kuruldan izin almadan kiralama işlemini yaptıklarını, denetçilerin de buna göz yumduklarını bu şekilde şirkete zarar verdiklerini ileri sürerek, şimdilik 10.000.000.000 lira demirbaş zararı ile 190.000.000.000 lira diğer zararların davalılardan faiziyle tahsilini, şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmişlerdir.
Birleşen davada davacılar vekili, davalıların babası ve kayınbabası dava dışı Mehmet Kurt'un, şirketin %51 hissesini şirketin tüm borçlarını ödemesi koşulu ile üvey kardeşi Fahri Soday'a devrettiğini, bu durumu asıl davadaki davalıların cevap dilekçelerinde ikrar ettiklerini, ancak borcun ödenmediğini ve hissenin iade edilmesi gerektiğini, devrin muvazaalı olduğunu, şirketin borçlarının ödenmesi için muvazaalı olarak taşınmazların kiraya verildiğini, şirketin devirden önceki %50 hisse oranına tamamlanması için, davalıların müvekkillerine %30,5 payı bedelsiz iade etmeleri gerektiğini ileri sürerek, %30,5 hissenin bedelsiz iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, asıl ve birleşen davanın reddine istemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, davacılar asıl davada, şirketin dolaylı zararının şirkete verilmesini istemeleri gerekirken, kendilerine ödenmesini istedikleri için bu davanın reddi gerektiğini, birleşen davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davda davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu davaya ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik temyizine gelince, bu davada davacıların da ortağı oldukları dava dışı anonim şirketin bir bölüm hisselerin davalılara muvazaalı olarak devredildiği, şirketin devirden önceki %50 hisse oranına tamamlanması için, davalıların davacılara %30,5 payı bedelsiz iade etmeleri gerektiği ileri sürülerek, %30,5 hissenin bedelsiz iadesi talep ve dava edilmiştir.
Dava dilekçesinde anlatılan devir işlemlerinden 02.10.1991 tarihli yönetim kurulu kararının noter tasdikli fotokopisine göre, yönetim kurulu üyelerinden ikisinin imzası ile şirket hisselerinin %51'inin Fahri Soday'a intikalinin, herhangi bir taahhüt ve protokolden ari olarak ve şartsız şekilde verilmesine karar verilmiştir. Fahri Soydan, daha sonra 07.06.2002 tarihli noter işlemi ile hisselerinin tamamını davalılardan Zeliha Uğurlu'ya devretmiş, diğer davalıya devre ilişkin bir hisse devrinin bulunmadığını davalılar vekili savunmuştur.
Anonim şirketlerin hisse senetlerinin maliki olan ortakların kendi arasında veya dışarıdan birine devri mümkün ise de, 02.10.1991 tarihli yönetim kurulu kararında konu edilen tarzda, şirketin hisse senetlerini yönetim kurulunun devretmesi hukuken mümkün değildir. TTK. nun 329 uncu maddesinde şirketin, kendi hisse senetlerinin maliki olmasının mümkün olmadığı ve bunun istisnaları açıklanmıştır. Diğer anlatımla, şirketin, hisse senetlerini temellük etmesi aynı Yasa'nın 392 nci maddesi uyarınca da, genel kurul yeri hisse senetleri çıkarmak suretiyle esas sermayenin çoğaltılmasına karar verebilir. Bunda da 394 üncü madde uyarınca, pay sahiplerinden her birinin yeni hisse senetlerinden şirket sermayesindeki payı ile uygun miktarını alabileceği öngörülmüştür.
Bu itibarla, şirket hisselerinin Fahri'ye devri hususunun hukuki dayanağının ne olduğu, davacıların davalılara devredildiğini iddia ettikleri şirket hisse senetlerinin davalılara devrinin yasadaki yerinin ne olduğu, ayrıca, bu devrin iptali ile şirketin devirden önceki %50 hisse oranına tamamlanması gerektiği iddiasının ve buna bağlı olarak davalıların davacılara %30.5 payı bedelsiz iade etmelerine ilişkin isteminin hukuki dayanaklarının neler olabileceği, son olarak davacıların bu davayı açmakta hukuki yararlarının olup olmadığı, devrin kişisel olarak davacıların hangi haklarını etkilediği noktalarının aydınlığa kavuşturulması gerekirken, davanın temelini ve hukuki dayanaklarını açıklamayan yetersiz bilirkişi raporundaki bir takım çözüm yollarının hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı gözden kaçırılarak, mahkemece, bu rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi eksik incelemeye dayalı olup, öncelikle hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin birleşen davanın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu davada verilen hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davaya yönelik hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy