(7201 S. K. m. 21) (1163 S. K. m. 27) (Tebligat Tüzüğü m. 28) (YHGK 29.12.1993 T. 1993/18-778 E. 1993/876 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.12.2004 tarih ve 2003/781-2004/1009 sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK.nun 3194 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin MK.nun 2. maddesi hükmüne ve kazanılmış haklara aykırı bir biçimde yönetimce ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yeni yönetim kurulunun üyelerin geneli aleyhine alınmış eski yönetim kurulu kararlarını değiştirmeye, kaldırmaya ve eşitliği sağlamaya hakkının bulunduğunu, ve ihraç kararının yasa, ana sözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı kooperatifin bir kısım üyelerinin konutlarını eksik teslim ederek üyeler arasında eşitsizlik yarattığı, eksik teslim edilen üyeler arasında yer alan davacının bu eşitsizliği gidermek için dava açtığı, ancak kooperatif yönetimince davacının mağduriyetinin giderilmesine ilişkin yönetim kurulu kararı alındığı, davacının bu alınan bu karar üzerine mağduriyetinin giderildiği düşüncesiyle davasının takip etmediği, böylece genel kurul kararının kesinleştiği, alınan yönetim kurulu kararı çerçevesinde işlemler yapıldığı, davacının bir kısım senetlerinin iade edildiği, davacıdan bu karar gereğince aidat istenmediği, yönetim değişince 16.04.1999 tarihli anılan yönetim kurulu kararının aksine davacıdan istenmeyen ayların aidatları ve gecikme faizlerinin birlikte talep edildiği, davacının aidatları ödeyip cezaları ödemediğinden bu kez ihraç edildiği, oysa geriye dönülerek aidatların cezası ile istenmesi cezaların ödenmemesi nedeni ile ihraç kararının verilmesinin MK.nun 2. maddesine aykırı olduğu, davacının aidat borçlarını ödemekle aidat borcu bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, gerek 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, gerekse kooperatif ana sözleşmesi uyarınca yönetim kurulu kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Ortaklardan tahsil edilecek taksit miktarı ve ödeme esaslarını tespit etme görevinin ise ana sözleşmenin 23. maddesi uyarınca en yetkili organ olan genel kurulun görev ve yetkileri arasında sayılmış bulunmasına göre, yönetim kurulunun anılan hususta kural olarak genel kurul dışında bir karar alması ve uygulama yapması mümkün değildir. Ancak, yönetim kurulunun bu ilkeye aykırı olarak bir karar alması halinde bu karar uyarınca hareket eden kimselerin sorumlulukları belirlenirken geçersiz bile olsa bir yönetim kurulu kararına dayandıklarının gözetilmesi gerekmektedir.
Açıklanan hususlar doğrultusuna somut olaya gelindiğinde, 16.04.1999 tarihinde davalı kooperatif yönetim kurulunun yetkisini aşarak davacı Osman Çilingirlioğlu'nun da aralarında bulunduğu dört üye hakkında 1999 yılı birim fiyatları ile maliyet farkı olarak hesaplanan 2.437.017.701 TL'nın 1999 yılına ait ödemelerinden düşülmesine, 2000 yılına sarkan kısım olursa katsayı ile mahsup edilmesine veya kalan paranın üyeye iadesine dair aldığı 192 sayılı karar gereği davacıdan aidat tahsil edilmemiştir. Ancak, yeni yönetim kurulu tarafından 26.10.1999 tarihinde, eski yönetim kurulu tarafından alınmış ve üyeler arasında eşitsizliğe yol açan söz konusu karardan dönülerek 16.04.1999 tarihli kararın ortadan kaldırılmasına ve yapılan hesaplamalar doğrultusunda bu kararda adı geçen ortaklardan hatalı şekilde tahsil edilmeyen meblağların tahsil edilmesine, buna göre Osman Çilingirlioğlu'dan 1.820.492.270- TL'nın tahsiline dair 63 sayılı karar alınmıştır. Kooperatif yönetim kurulu tarafından alınan bu karara dayalı olarak davacıya ihtarname keşide edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının yönetim kurulu kararına dayalı olarak yapmadığı ödemeler nedeniyle genel kurullarda belirlenen oranda gecikme faizi ile sorumluluğunun, bir başka anlatımla temerrüdünün, bu konuda yapılan uyarıda ödeme için tanınan sürenin bitiminden itibaren başlayacak olduğunun hakkaniyet esası uyarınca kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacının çıkarılma kararına esas alınan ihtarnamelerde yazılı gecikme cezası borcunun 11.11.1999 tarihinde gönderilen ihtarname içeriğinde varsa tanınan sürenin bitiminde bir ödeme yapmaması veya eksik ödeme yapması halinde bu tarihlerden itibaren hesaplanması gerektiğinden, davacının gecikme cezası borcu bulunup bulunmadığı ve miktarının tayini ile davacının çıkarılmasına esas alınan ihtarlarda yazılı ve davacıdan ödenmesi istenen gecikme cezası borcunun yasal olup olmadığının belirlenmesi ile davacının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekir.
Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.12.1993 tarih ve Esas 1993/18 - 778 Karar 1993/876 sayılı kararında açıklandığı gibi davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen 1 ve 2 nci ihtarlar Tebligatlar Kanunu'na aykırıdır. Şöyle ki, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden yapılan tebliğ işlemi geçersizdir. O halde Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesine göre, davacıya borcunu bildirir ihtarlar, usulüne uygun tebliğ edilmediğinden davacı ortağa usulüne uygun yapılmış bir ihtardan söz edilemez.
Bu durumda, mahkemece, davanın açıklanan gerekçelerle kabulü gerekirken esasa ilişkin yazılı gerekçelerle kabulü yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün açıklanan değişik gerekçelerle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy