(2004 S. K. m. 67) (3095 S. K. m. 2) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.12.2004 tarih ve 2004/104-2004/886 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı olan müvekkillerinin miras bırakanı Hüseyin Önder'e ait aracın bir kazada hasarlanmasına rağmen davalının ödeme yapmadığını, tahsiline yönelik başlatılan takibin ise itiraz ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemede poliçe priminin ödendiğine ilişkin bir kayda rastlanmadığını, sigortacının sorumluluğunun primin tamamının ya da ilk taksitinin ödenmesi ile başlayacağını, davacının prim tahsil makbuzunu sunması gerektiğini, icra inkar tazminatının yasal koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda, poliçe priminin makbuz karşılığı poliçeyi düzenleyen acenteye ödendiği, sigortacının sorumluluğunu 01.02.2003 tarihinde başladığı, sigortalının makbuz üzerindeki imzanın şirket yetkililerine ait olduğunu bilmek zorunda olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.747.442.160.-TL üzerinden takibin devamına, davalı takip tarihine kadar usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden takip tarihine kadar olan faiz isteminin reddine, asıl alacağa %64 oranında reeskont faizi tahakkuk ettirilmesine ve 698.976.864.-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı sigortacının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmakta olup, davalı vekilince, poliçe prim tahsilatına ilişkin makbuzun poliçeyi tanzim eden acenteye ait olmadığı ya da söz konusu makbuzun acentenin elinden iradesi dışında çıktığı savunulmadığına göre, makbuzdaki imzanın davalı sigortacıyı bağlayacağının kabulü gerekir. Ancak, aynı vekil tarafından anılan makbuzun geriye doğru düzenlendiği savunulmuş bulunulmasına göre, 01.02.2003 tarihli 01625 nolu makbuzdaki teselsül eden numara ile diğer numaraların mutabık olup olmadığı, başka bir deyişle makbuzun kesildiği tarihte diğer makbuzlardaki numaralar ile anılan makbuzdaki numaranın uyumlu bulunup bulunmadığı hususu araştırılmaksızın eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan kasko sigortasının, bir meblağ sigortası olmayıp, gerçek zararı karşılamaya yönelik bir sigorta türü olduğu dikkate alındığında, tazminatının da önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında, İİK. nun 67 nci maddesi hükmündeki koşullar gerçekleşmediğinden, davacı tarafın icra-inkar tazminat talebinin reddi gerekirken, aksi yönde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Diğer yandan, 3095 sayılı Kanun"da 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren yasa değişikliğinden sonra takip başlatılıp dava açıldığına göre, 01.01.2000 tarihinden itibaren başlayan dönem için, 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2 nci madde hükmünde yazılı (avans) oranında ticari temerrüt faizi istemesi mümkün iken, takip talebinde ticari olmayan işlerdeki faiz oranı anlamına gelen reeskont (yasal) üzerinden faiz isteyerek, davacı, aleyhine olan bu oran ile kendisini bağlamış olup, buna göre, hüküm tesisi gerekirken, faiz oranı da yanlış belirtilip üstelik artan ve eksilen oranlarda gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Davacı vekilinin katılma yolu ile yaptığı temyize gelince, dava konusu olayda hasar, 04.03.2003 tarihinde meydana gelmiş olup, mahkemece, davacının takip talebindeki işlemiş faiz istemi reddedilmiştir.
Oysa, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.1 inci maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O halde, davalının ekspertiz raporu düzenleme tarihinde gerçek zararı öğrenerek, tazmin yükümlülüğü doğduğu ve bu tarih itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü ile bu çerçevede hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davacı tarafın işlemiş faiz isteminin reddi de keza isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün her iki taraf yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy