(1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.11.2004 tarih ve 2003/440-2004/460 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi iken ihraç edildiğini, açtığı dava sonucu ihracın iptaline karar verildiğini ve bu arada müvekkilin dairesinin üçüncü kişiye devredildiğini ileri sürerek, bu dairenin dava tarihindeki değerinin temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacıya ait olan ve bedeli istenen taşınmazın dava dışı üçüncü kişi adına tapuya kayıtlı olduğu, bu durumda üzerinde hak sahibi olunmayan yerin bedelinin istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif üyesi olan davacıya konut verilememesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davada, davacının üye iken üyelikten çıkarıldığı ve mahkeme kararı ile üyeliğe döndüğü konusunda uyuşmazlık yoktur. Ancak bu durumda, kooperatifin ortağına taahhüt ettiği konutu teslim etmesi, bunun mümkün olmadığının tespiti halinde ise tazminat ödemesi gerekmektedir. Daha önce davacıya verileceği kararlaştırılan konutun bir başkasına tahsis edilmiş olması, bir daha davacıya konut verilememesi sonucunu doğuramaz. Bu durumda, davacı tazminat istemiş ise de öncelikle kooperatifin elinde davacıya tahsis edilebilecek nitelikte bir konutun bulunup bulunmadığı usulüne uygun olarak belirlenmelidir. Bu husus, dosya kapsamı ve bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır.
Davacıya verilebilecek bir konutun bulunamaması halinde ise Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, bu tür davalarda uygulanması gereken tazminat hesaplama ilkesi aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir.
1-) Önce, üyelere tahsis edilen konut veya işyerinin dava tarihi itibariyle rayiç değeri saptanmalıdır.
2-) Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir üyenin ödemelerinin, ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (Toptan Eşya Fiyat Endeksi Artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak, güncel değeri bulunmalıdır.
3-) Bundan sonra, yukarıda (1) numaralı bentte bulunan değerden (2) numaralı bentte bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir üyenin, bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır.
4-) Bunu takiben, davacı eksik ödeme yapan üyenin ödentileri (2) numaralı bentteki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı da güncelleştirilmelidir.
5-) Bu hesaplamalardan sonra, normal ödentilerini gerçekleştiren bir üyenin yukarıda (2) numaralı bentte bulunan ödemelerinin güncel değeri karşılığı, yine yukarıda (3) numaralı bentte bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre, davacının (4) numaralı bentte eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yarar sağlaması gerektiği, orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak, (4) numaralı bentte bulunan miktar, (3) numaralı bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın (2) numaralı bentte bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktara (4) numaralı bentte bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar, davacı üyenin bu davada kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar miktarını belirleyecek ve mahkemece (talepte değerlendirilerek) bu miktara hükmedilecektir.
O halde, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde, öncelikle, davacıya verilebilecek nitelikte bir konutun bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa bu konutun tahsisine, konut bulunmaması halinde ise belirtilen usul çerçevesinde, HUMK. nun 74. maddesi de gözetilmek suretiyle, tazminata hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy