(2004 S. K. m. 45, 257) (818 S. K. m. 487)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.01.2005 tarih ve 2005/47-2005/40 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen banka vekili, müvekkili bankanın Şanlıurfa Şubesi ile dava dışı Akçakale Tekstil Ltd. Şti. arasında kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalıların da bu sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğunu, borçlu şirket tarafından borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, borcun ipotekle teminat altına alındığını, ancak, limit ipoteğinin paraya çevrilmesinin zaman alacağını, zaten ipoteğin kefalet borcuna değil, asıl borcun teminatına tesis edildiğini, ileri sürerek, muaccel hale gelen 186.456.98-YTL. Alacağı temin etmek üzere İİK 257/1. madde hükmüne göre kefillerin menkul ve gayrimenkul malları ile hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamından, borçluların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzalamış oldukları, alacağın ipotekle teminat altına alındığı, bu nedenle alacağın rehinle temin edildiği, rehinle temin edilen alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği gerekçesiyle bankanın ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen banka vekili temyiz etmiştir.
Davacı banka, genel nakti ve gayri nakti kredi sözleşmeleri gereğince müşterisi Akçakale Tekstil Ltd. Şti.'ne kredi kullandırmış ve kredinin teminatını oluşturmak üzere müşteriye ait gayrimenkul üzerine ipotek konulmuştur. Bankanın, aleyhine ihtiyati haciz istediği davalılar ise kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamışlardır.
İİK.nun 45 nci maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın takibi ancak rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılabilir. Aynı yasanın 257 nci maddesine göre de, rehinde temin edilmemiş borcun alacaklısı, borçlu aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunabilir.
Gerek İİK.nun 45 nci maddesi ve gerekse 257/1 nci maddesindeki düzenlemeler borçlu ile ilgili düzenlemeler olup, takip ya da ihtiyati haciz konusu alacağın kefilleri ile ilgili bir düzenleme değildir. Kefillere ilişkin özel düzenleme ise BK.nun 487/1 nci maddesinde yapılmış olup, anılan madde gereğince kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmiş ise, alacaklı, asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirtmeden önce kefil aleyhine de takibat yapabilir.
O halde, davacı bankanın, kredi sözleşmesinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil sıfatı taşıyan davalılar aleyhine rehine başvuru şartı olmaksızın BK.nun 487/1 nci maddesine dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunmasında yasada engel bir durum bulunmadığı gözetilerek ihtiyati haciz şartlarının varlığı açısından inceleme yapılarak ve ayrıca, dosyada bulunan bankanın 8.12.2004 tarihli ihtarında davalılar Abdurrahman Acı ve İsa Özlü'nün gayrimenkul ipotekleri verdikleri belirtildiğinden, ipotek eğer asıl borçlu lehine verilmiş ise kefillere başvurulmasını engellemeyeceği hususu da dikkate alınmak suretiyle bir karar vermek gerekirken, mahkemece salt borçlu açısından düzenleme içeren İİK.nun 257/1 nci maddesine dayanılarak, istemin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy