(1163 S. K. m. 55)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.11.2004 tarih ve 2003/83-2004/738 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin noterlikten onaylı kooperatif üyelik hakkı devir sözleşmesi uyarınca davalı Suat Yenice'nin diğer davalı kooperatifteki üyelik hakkını devraldığını, üyeliğine karar verilmesi amacıyla kooperatif yönetimine başvuruda bulunduğunu, ancak davalı kooperatif yönetiminin müvekkili ile ilgisi olmayan ilişkileri gerekçe göstererek üyelik istemini reddettiğini ileri sürerek müvekkilinin üyelik devrine ilişkin kooperatif kararının iptali ile müvekkilinin kooperatif üyesi olduğunun tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle davanın yasal şartları taşımadığını, davacının yönetim kurulu aleyhine genel kurula itiraz hakkını kullanmadığından ve bu hakkı saklı bulunduğundan davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, esasen de bahse konu devir işleminin açılan davalar sonucu faiziyle ödenmesi gündeme gelecek olan aidat borcundan kaçınmak amacıyla mal kaçırmak için muvazaalı olarak yapılmak istendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan dava açılamayacağı, dava açılmadan önce genel kurula itiraz hakkının kullanılması gerektiği, bu usulü şartın yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından verilen üyelik başvurusunun reddine ilişkin kararın iptali ile davalı kooperatife üye olunduğunun tespiti istemlerine ilişkindir.
Kooperatiflerde yönetim kurulunun ihraç dışındaki kararlarına karşı kural olarak doğrudan iptal davası açılamaz ise de yönetim kurulunun aldığı karar, bir şahsın haklarını doğrudan doğruya etkiler nitelikte olduğu takdirde bu karara karşı doğrudan dava açılması mümkündür. Somut olayda, yönetim kurulu tarafından davacı hakkında verilen karar davacının hukukunu doğrudan ilgilendirdiğinden bu karar aleyhine dava açmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, üyeliğine karar verilmeyen bir şahsın yönetim kurulu tarafından hakkında alınan karara karşı da ancak ortaklara tanınan genel kurul nezdinde itirazda bulunmaya hakkı yoktur. Bu itibarla mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmesi, kooperatife ait ana sözleşmenin getirtilerek üyelik şartlarının incelenmesi ve ana sözleşme ile yasa hükümleri uyarınca üyelik şartlarını taşıyanların kooperatifçiliğin temel esaslarından biri olan açık kapı ilkesi uyarınca kooperatif üyeliğine kabulünün zorunlu olup, yönetim kurulunun bu durumda takdir yetkisi bulunmadığı hususlarının nazara alınmak suretiyle yapılacak inceleme sonucuna göre davacının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy