(6762 S. K. m. 4, 1061, 1063, 1361)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.12.2004 tarih ve 2001/321 - 2004/1049 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada ayrı ayrı davacı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Asıl davada davacı vekili, müvekkiline ait pirinci davalının taşıdığını, 20.11.2000 günü kötü hava koşulları nedeniyle bir konteynerin hasarlandığının taraflarına bildirildiğini, İzmir Limanına gelen gemide bildirilen konteynerden başka konteynerlerin de su aldığının görülerek davalıya bildirildiğini, tespit keşfi sonucunda 19.450 Kg pirincin hasarlandığının bilirkişice belirtildiğini, taşıyanın yükte meydana gelecek zarardan sorumlu olduğunu, davalının objektif özen borcunu yerine getirmediğini, oluşan 11.616 Amerikan Doları değerindeki hasarın 7.488 Amerikan Doları değeri olan kısmını sigorta şirketinin karşıladığını ileri sürerek, bakiye hasar bedeli olan 4.128 Amerikan Dolarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşıma sırasında geminin fırtınaya yakalandığını, TTK. nun 1063 üncü maddesi uyarınca sorumluluklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı sigorta vekili, müvekkiline nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı Polimeks ....A.Ş. tarafından ithal edilen pirincin davalı tarafından taşınması sonucu hasarlandığını, hasar bedelinin ödendiğini ileri sürerek, TTK.nun 1301. maddesi uyarınca 5.176.327.000 TL.'nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, denizde oluşan fırtına sonucunda hasarın oluştuğu, hasarın fırtına olmasa dahi olacağının davacı tarafça ispatlanamadığı, taşıyanın TTK. nun 1063 üncü maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı gerekçeleriyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı davacı vekilleri temyiz etmiştir.
Dava sırasında hükümden önce, 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 sayılı Kanun ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü maddesine İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. fıkrası eklenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, hükümden önce, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile sadece İstanbul'da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulup, faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiş olup, aynı Kurul'un 24.03.2005 tarih ve 188 Sayılı Kararı ile de, Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulmayan yerlerde, birden fazla ticaret mahkemesi varsa 1 numaralı ticaret mahkemesinin görevlendirilmiş olması nedeniyle, davaya konu uyuşmazlığa bakmaya İzmir 1 numaralı Asliye Ticaret Mahkemesi görevli bulunmaktadır.
Somut olayda, asıl dava ve birleşen dava, taraflar arasında kurulu deniz taşıması sözleşmesi sırasında oluşan zararın tazmini ile zararı sigortalısına ödeyen davacı sigorta şirketinin rücuen tazminat istemine ilişkin olduğundan, 6762 sayılı TTK. nun "Deniz Ticareti" başlıklı 4 üncü kitabında düzenlenen 1061 vd. madde hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, ayrıca, birleşen davada davacı sigorta şirketinin açtığı dava, TTK.nun 1361 inci madde hükmü Beşinci Kitap içerisinde kalsa da, davacı taşıma sigortacısı, selefinin Dördüncü Kitap hükümlerine dayalı haklarına halef bulunduğundan, davanın görülüp sonuçlandırılmasının Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görevine girdiğinin kabulü gerekmektedir. İzmir'de Denizcilik İhtisas Mahkemesi bulunmadığından, anılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararına göre, davaya konu uyuşmazlığa bakmaya İzmir 1 numaralı Asliye Ticaret Mahkemesi görevli bulunmaktadır.
Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekeceğinden, mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere, hükmün bozulması gerekmiştir.
Bozma neden ve şekline göre, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı davacı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı davacı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy