(818 S. K. m. 113) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bolu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.02.2005 tarih ve 2004/281-2005/30 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı aleyhine aidat borcunun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine açılan davada itirazın iptaline karar verildiğini, borçlunun takibe konu miktarı yatırmasına rağmen aylık %20 faiz uygulanmadığını İcra Tetkik Mercii'nin de faiz oranını %20 olarak hesaplanması yönünde karar verildiğini ileri sürerek, asıl alacağa aylık %20 faiz uygulanarak 3.300.000.000 TL. faiz alacağının tespiti ile bakiye 2.551.142.000 TL.nin davalıdan aylık %20 faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, faiz alacağının zamanaşımına uğradığını, %20 faizin icra takibinde ve itirazın iptali davasında yıllık olarak talep edildiğini, kararların kesinleşmesi üzerine borcun ödendiğini aylık %20 faize ilişkin yasal dayanak bulunmadığını, icra dairesinin aylık %20 faiz uygulanmasına karşı şikayet yoluna gidilmesi sonucu iptal edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre davacı vekilinin icra takibinde asıl alacağa %20 faiz oranı yürütülmesini, istediği, itirazın iptali davasında da faiz oranı konusunda açıklamada bulunmadığı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, icra müdürlüğünün %240 olarak uyguladığı faiz oranına yönelik şikayet sonucu faiz oranının %20 olarak saptandığı ve kesinleştiği, zamanaşımı def'inin kabul edilemeyeceği BK.nun 113/1 inci maddesi gereğince davacının önceden işleyen faizleri talep hakkını saklı tutmadığı gibi, BK.nun 113/2 nci maddesindeki istisnai şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ödenen aidat borcunun bakiye temerrüt faizine ilişkin alacağın tahsili istemine ilişkindir.
BK.nun 113/2 nci maddesine göre işlemiş faizleri talep hakkının saklı tutulduğu beyan edilmedikçe veya halin icabından anlaşılmış olmadıkça işlemiş faiz alacağı talep edilemez. Ancak, genel kurul kararında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesi halinde, BK.nun 113/2 nci maddesindeki "halin icabı" nedeniyle, alacaklının aidat aslını tahsil ederken temerrüt faizine ilişkin olarak bir çekince koymasına gerek olmadığının kabulü gerekir.
Somut olayda, davacı tarafından davalı aleyhine kooperatif aidat borcunun tahsiline ilişkin olarak açılan dava sonucunda itirazın iptaline karar verilmiş, icra müdürlüğünce %240 faize ilişkin hesap tablosu düzenlenmiş, ancak Bolu 2. İcra Tetkik Mercii Hakimliği'nin kararı ile faiz oranının %20 olarak hesaplanması gerektiği yolunda karar verilmiş, o ilamın icra takip dosyasına ibrazından sonra takibe konu miktar yatırılmış olup, davacı vekili iş bu davada, aylık %20 faiz isteğinin saklı tutulduğunu, bunun halin icabına uygun düştüğünü ileri sürmüş, davalı vekilleri davanın reddini savunmuş, mahkemece, olayda BK.nun 113/2 nci maddesindeki koşulların ve halin icabının gerçekleşmediği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı kooperatif ile davalı arasındaki ortaklık ilişkisi halen devam etmekte olup, davacı kooperatif tarafından kesin hesap çıkarılarak, davalıdan olan tüm alacağın tahsil edildiği iddiasında bulunulmadığı gibi, taraflar arasında devam eden ortaklık ilişkisi ve BK.nun 113/2 nci maddesinde belirtilen "halin icabı" dikkate alındığında, aidat alacağını tahsil eden davacı kooperatifin, bakiye işlemiş faiz alacağından vazgeçmediğinin kabul edilmesi ve davacının dayandığı ana sözleşeme ile genel kurul kararlarının ibraz ettirilerek incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy