(1163 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Elazığ Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.02.2005 tarih ve 2003/205-2005/23 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Asıl davada davacı Şükran vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, davalı taşınmazına ilişkin arsanın dava dışı Şükrü Uğurlu'ya usulsüz bir şekilde satıldığını, bu satıma ilişkin olarak davalı kooperatif ve bir kısım ortağın açtığı tapu iptali ve tescili davasının kabulle sonuçlandığını, müvekkiline isabet eden dairenin davalı kooperatif adına tescil edildiğini, müvekkilinin aidat borcu nedeniyle ihraç edildiğini, açtığı ihraç kararının iptali davasının lehlerine sonuçlandığını, müvekkili dışındaki ortakların dairelerine kavuştuğunu, davalıya yaptıkları şifahi başvuruların, aidat borcu olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli olan ve kurada müvekkili adına isabet eden dairenin tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının talebinin usul ve yasaya aykırı olmadığını, yapılan zorunlu masraflardan hissesine düşeni ödediği takdirde dairenin tapusunu vermeye hazır olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı kooperatif vekili, davalı Şükran'ın ihraç kararının iptaline ilişkin davayı kazandığını, davalıyı ortaklığa kabul ederek davalıya ihtarname ile bildirdiklerini, bu ihtar sonrasında aidat borcunu ödemesi ve konutu teslim alması için ihtarname keşide ettiklerini, davalının cevap vermemesi üzerine ikinci ihtarnameyi keşide ettiklerini, bu ihtar üzerine davalının keşide ettiği ihtar ile ortaklıktan çıktığını taraflarına bildirdiğini ileri sürerek, davalının bu bildiriminin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve anasözleşmenin 13 üncü maddesine aykırı olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı vekili, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve dosya kapsamına göre, davaya konu taşınmaza ilişkin kooperatif ve bir kısım ortağın açtığı davaya ilişkin kararın davacı lehine güçlü delil olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, birleşen davaya ilişkin olarak ise; davalı Şükran'ın isteğinin yasa ve anasözleşmeye aykırı olduğu gerekçesiyle, ortaklıktan çıkma işleminin geçersiz olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, kooperatiften ihraç edildikten sonra, mahkeme kararı ile üyeliğe dönen davacının, daha önce kendisine kurada isabet etmiş olan dairenin tapusunun iptali ile adına tescili istemine ilişkindir.
Asıl davadaki istem açısından, öncelikle, böyle bir davanın dinlenebilmesi için davacının kooperatif ortaklığının dava sırasında da devam etmesi ve kooperatife borcunun olmadığının ispatlanması gerekir.
Somut olayda davacı vekili, 09.03.2004 tarihli ihtarname ile bu davadaki hakkını saklı tutarak şartlı olarak müvekkilinin istifasını bildirmiş ancak bu istifa kooperatifçe kabul edilmemiştir. Bu durumda davacının ortaklığının devam ettiğinin kabulü kural olarak doğrudur. Ayrıca, dosyadaki delillere göre, davalı kooperatifin de davacının hissesini benimsemiş olduğu, bu hisse yönünden aidat ve katılım payı bedellerini davacıdan ihtar ile talep ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu istem için, davacının üyeliğe ilişkin kooperatife tüm ödemeleri yapmış olması ve hiçbir ediminin kalmaması gerekir. Bu konuda sonuca ulaşılabilmesi için ise kooperatif kayıtlarının incelenmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece, kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davacının borcunun bulunup bulunmadığı, bir başka deyişle, tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili için davacının ödemesi gereken bir borcunun olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davacı-birleşen davada davalı kooperatif ortağının temyizine gelince; birleşen dava; asıl davanın davacısının daire hakkı saklı kalmak üzere kooperatif üyeliğinden istifasına dair başvurusunun geçerli olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 13 üncü maddesinde ve davacı kooperatif anasözleşmesinin 13 üncü maddesinde istifanın ne şekilde hüküm ifade edeceği belirlenmiş olup, asıl davada davacı 09.03.2004 tarihli noter ihtarıyla (koşullu olarak) istifa iradesini kooperatife ulaştırmıştır. İstifa iradesindeki bu koşul gözetildiğinde, koşullu istifanın kabulü olanaksız olup, davalının bu durumda üyeliğinin devam ettiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, birleşen davada, davacı kooperatifin hukuki menfaatinin bulunmadığı sabit olmakla, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı olan kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy