(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.12.2004 tarih ve 2003/151 - 2004/483 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin B-2 Blok 1 nolu konutunu satın alarak kooperatif üyesi olduğunu, ancak bu konutun kapıcı dairesi olması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek 25.000.000.000 TL.nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif tasfiye memurları davacının mağduriyetinin giderilmesine çalıştıklarını beyan etmiş daha sonra davalı vekili davacıya tapu verilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre davacının bağımsız bölümü kooperatif üyesinden satın alarak davalı kooperatife üye olup aidat ödemesine rağmen adına tescil edilmiş bağımsız bölüm bulunmadığı, yapılan keşif sonucu bağımsız bölümün değerinin belirlendiği, bu değere davacının itiraz etmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.674.760.000 TL.nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacının bağımsız bölüm satın almak suretiyle davalı kooperatif ortağı olmasına rağmen satın alınan bağımsız bölümün kapıcı dairesi olması nedeniyle davacıya konut tahsis edilemediği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değeri tespit ettirilerek bu bedelin tahsiline karar verilmiş ise de, kendisine konut tahsis olanağı bulunmadığı anlaşılan davacının isteyebileceği tazminat miktarının hesaplanmasında, Dairemizce uygulanan yöntemi değiştirmeyi gerektirecek bir neden bulunmamaktadır. O halde tazminat hesaplama yöntemi şöyle olmalıdır:
a- Önce, ortaklara tahsis edilen konutların dava tarihlerindeki rayiç değeri hesaplanmalıdır.
b- Normal ve eksiksiz ödeme yapan bir ortağın ödemeleri, ödeme yaptığı tarihler itibariyle TEFE ortalama rakamları esas alınarak dava tarihlerindeki güncel değeri bulunmalıdır.
c- Daha sonra, 1 nolu bentteki değerden 2 nolu bentte bulunan değer çıkartılarak normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemeleri karşısında ne miktar yararlanma sağladığı hesaplanmalıdır.
d- Bundan sonra, davacının yaptığı ödemeler 2 nolu bentteki ilkelere göre dava tarihlerine taşınarak davacıların eksik ödemeleri güncelleştirilmelidir.
e- Bu veriler ortaya çıkarıldıktan sonra, 4 nolu bentte bulunan miktar 3 nolu bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın 2 nolu bentte bulunan miktara güncel değerinin ilave edilmesi soncu bulunacak meblağ, davacı ortağın bu davada kooperatiften talep edebilecekleri tazminat miktarını belirleyecek ve mahkemece bu miktara hükmedilecektir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda belirtilen ilkelere göre tazminat miktarının tespiti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy