(2675 S. K. m. 32) (6762 S. K. m. 868)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.03.2002 tarih ve 2001/223 - 2002/201 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Köksal Hacı Salihoğlu vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye'ye turist getirmek amacıyla kendini malik gibi gösteren davalılardan Oktay Ekşi ile 19.10.1999 tarihli tekne satım sözleşmesini imzaladığını, sözleşmeye göre teknenin faal olmayıp onarım ve bakıma ihtiyacı olduğunun sabit olduğunu, teknede sonradan gizli ayıpların ortaya çıkması, malikinin davalılardan Oktay olmaması nedeniyle aralarında ihtilaf çıktığını, müvekkilinin tekne maliki olan Köksal Hacısalihoğlu ile temas kurmaya çalıştığını, gerçek malikin ise teknenin 20.000.000.000 TL. olduğundan bahisle müvekkilinin oğluna proforma fatura gönderdiğini ileri sürerek, teknenin gizli ayıplarının olması nedeni ile sözleşmenin iptaline, davalılara ödenen 70.500 DM'nin temerrüt faiziyle tahsiline, uğranılan munzam zararın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.12.2001 tarihli duruşmada munzam zarara ilişkin talebini atiye terk etmiştir.
Davalılardan Oktay Ekşi vekili, davalının teminat yatırması gerektiğini, müvekkilinin tekne malikinin verdiği yetki ile satışa yardımcı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, tekne satımı nedeniyle davacıdan 70.000 DM aldığını, davacının sözleşmeyi tek yanlı feshetmesi nedeniyle parayı istemeyeceğini, kendi zevkine göre kullanıma hazırlamak amacıyla davacının teknede bir ay kaldığını, teknenin iki ay kadar da marinada kaldığını, davacının teknenin birçok yerini bozduğunu, mağdur olanın kendisi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı tarafa değişik tarihlerde 70.000 DM ödediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000.000 TL. DM'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, munzam zarara ilişkin olarak ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan Köksal Hacısalihoğlu vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında yapılan tekne satış sözleşmesinin, ayıp nedeniyle iptali ve bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.
Dava, TTK. nun 868 vd. maddeleri uyarınca açılmış olup, davacı sözleşmeye konu teknenin ayıplı olduğunu ileri sürmüş, davalı ise bu iddiayı reddetmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin yapıldığı çekişmesiz olduğuna göre, davacı ancak haklı nedenlerin bulunduğunu kanıtlamak suretiyle sözleşmeyi feshedebilir.
Bu durumda, mahkemece, davacının satılan malın ayıplı olduğu iddiası üzerinde durulmak, tarafların iddia ve savunmasının tartışılmak, bu hususta gerektiğinde tekne işlerinden anlayan bir bilirkişi katılımıyla keşif yapılarak, dosyadaki delil tespiti sırasında alınan bilirkişi raporunu da tartışan bir bilirkişi raporu alınmak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Öte yandan, davalı vekilince cevap dilekçesinde, davacının yabancı olması nedeni ile teminat göstermesi gerektiği savunulmuş olup, mahkemece bunun ilk itirazlardan olduğu ve süresinde yapılmaması nedeniyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir.
Oysa, 2675 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un emredici bir şekilde düzenlenmiş olan 32 nci maddesi hükmüne göre, Türk Mahkemesi'nde dava açan yabancı gerçek veya tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleri ile karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere, mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadırlar. Bunun istisnası, davacının karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabilmesidir.
Yabancı davacının teminat yükümlülüğü, mahkemenin re'sen nazara alması gereken hususlardandır. HUMK'na göre, yatırılması gereken teminat ilk itiraz olarak davanın esasına girmeden ileri sürülmek gerektiği halde, yabancılık esasına dayanan teminatın re'sen nazara alınması gereken bir husus olduğu kabul edilmektedir. Zira, yabancılık esasına dayalı teminat, yalnız davalının değil mahkemenin maruz kalacağı zararları karşılamak amacını gütmektedir. (Bkz. Prof. Dr. Aysel Çelikel, Milletlerarası Özel Hukuk, 2.Baskı, İstanbul 1987, sh.278., Prof. Dr. Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, 5.Baskı, İstanbul 1990, sh.451-452).
O halde, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı vekilinin yabancılık esasına dayalı teminat itirazının anılan Yasa çerçevesinde ilk itirazlardan olmadığı gözetilmek, davacının uyruğunda bulunduğu İtalya Devleti'nin MÖHUK.nun 32 nci maddesi karşısındaki durumu araştırılmak, yabancılık teminatı göstermekle yükümlü olup olmadığı belirlenmek gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle teminat itirazının reddi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılardan Köksal Hacısalihoğlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy