(4743 S. K. m. 1, 2, 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.05.2004 tarih ve 2002/153-2004/213 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki genel kredi sözleşmesi ve kredi artırma zeyilnamelerine istinaden senetler ve kefalet karşılığı kredi kullandırıldığını, bu kredi borçlarına karşılık iki adet çekin temlik cirosu ile müvekkiline verildiğini, çeklerin bankaya ibrazda karşılığının olmadığının belirlendiğini ileri sürerek, tahsilde tekerrür etmemek ve bankanın kredi borçlusundan olan alacağını fer'ileri ile birlikte tamamen tahsil ettikten sonra yapılacak tahsilatların davalıya iadesi kaydı ile çek bedelleri 231.800.000.000.TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacılar arasında anlaşma sağlandığını beyan ederek cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, yargılama devam ederken taraflar arasında 25.10.2002 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi imzalandığı gerekçesiyle, konusuz kalan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren 4743 sayılı Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca taraflar arasında 25.10.2002 tarihinde sözleşme düzenlendiğinden bahisle mahkemece konusuz kalan davanın reddine karar verilmiştir.
4743 sayılı Kanunda taraflar arasında devam eden davaların ne şekilde çözümleneceğine ilişkin hüküm bulunmamakta olup, 25.10.2002 tarihli sözleşmenin ise XI.10. maddesinde Açılmış Dava ve Takipler başlığı ile bir düzenleme yapılmıştır. Anılan maddede, alacağın icra takibi ile tahsili cihetine gidilmesi halinde borçluların icra takiplerine yaptıkları itiraz ve şikayetlerden feragat ederek takipleri kesinleştirmeleri gerektiği düzenlenmiş ise de, alacaklı olan bankanın somut olayda olduğu gibi bir icra takibi olmaksızın alacak davası açması halinde yapılması gereken işlemler konusunda bir düzenleme yapılmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşme bir sulh anlaşması niteliğinde olup, davaya konu alacağında bu sözleşme çerçevesince tasfiye edileceği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
O halde, taraflar arasındaki bu sulh anlaşmasının diğer hükümlerinin değerlendirilmek suretiyle somut davaya etkisi ve izlenecek yolun belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy