(1163 S. K. m. 16, 27) (1086 S. K. m. 432, 433)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.11.2004 tarih ve 2003/624-2004/937 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin parasal edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle ortaklıktan ihraç edildiğini, ihraç kararının müvekkiline 26.9.2002 tarihli noter ihtarnamesiyle bildirildiğini, ihracı müteakip kooperatif yöneticilerinin davacıyı arayarak ödeme yapması halinde kendisini yine üyeliğe kabul edeceklerini belirtmeleri üzerine müvekkilinin kooperatifin banka hesabına 17.12.2002 tarihinde mevcut borcuna mahsuben 2.500.000.000 TL yatırdığını, buna rağmen yeniden üye kaydı yapılmadığını, ödemenin kabul edilmesiyle üyeliğe kabul edilmiş sayılması gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin kooperatifin üyesi olduğunun tespitine ve ihraçtan önceki kur'a çekiminde müvekkiline isabet eden C Blok 1 nolu konutun yeniden davacıya tahsisine ve teslimine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın davacı tarafın iddia ettiği gibi olumlu tespit ve eda davası olmadığını, taleplerden ihraç kararının iptalinin istendiğinin anlaşıldığını, davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, ihraç kararının kesinleşeceği tarihe kadar üyenin hak ve borçları devam ettiğinden kooperatifin davacının borcunu ödemesine engel olamayacağını, yapılan bir kısım ödemenin ihraç kararını nasıl etkileyeceğinin ancak süresinde açılmış bir ihraç kararının iptali davasında incelenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacının ihraç kararından sonra yeniden üyeliğe davet edildiği, talep gereği borcuna karşı yaptığı ödemelerin kabul edildiği, bu durumda yeniden üyeliğe kabul edildiğinin anlaşıldığı, davacıya ihraç kararından önce borç miktarını açıkça bildiren geçerli ihtarnameler gönderilmediği bu durumun Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesine aykırılık teşkil ettiği, bu halde aynı yasanın 16. maddesinde yer alan süreye riayetsizlikten bahsedilemeyeceği, bu nedenle davalının bu konudaki savunmasına itibar edilmediği ve davacının üyeliğinin devam ettiğinin kabulü gerektiği, kur'ada davacıya isabet eden bağımsız bölümün tapu kaydı kooperatif adına olduğundan davacının tapu iptal ve tescil davası açması gerektiği, ayrıca davacının kooperatife borcu bulunduğundan ana sözleşmenin 63. maddesindeki işlemlerin tamamlanmasından sonra konut teslimini isteyebileceği, bu işlemlerin henüz yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalı kooperatif üyesi olduğunun tespitine, diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davacı vekiline 14.1.2005 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK. nun 432. maddesinde yazılı 15 günlük süre geçirildikten sonra 22.2.2005 tarihinde aynı vekil tarafından temyiz edilmiştir. Davalı tarafın temyiz dilekçesi davacı vekiline 7.3.2005 tarihinde tebliğ edildiği için HUMK. nun 433/2. maddesi gereğince usulüne uygun olarak yapılmış katılma yoluyla temyizin varlığı da kabul edilemeyeceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK. nun 432/4. maddesi gereğince süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı parasal edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle 26.9.2002 tarihli yönetim kurulu kararıyla ihraç edilmiş, bu karar davacıya 26.9.2002 tarihli ihtarname ile 30.9.2002 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kooperatifler Kanunu'nun 16/3-4. maddeleri gereğince davacı ihraç kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren üç ay içinde genel kurula itiraz veya dava açma haklarını kullanmadığından ihraç kararı kesinleşmiştir. Kesinleşmiş ihraç kararının usulüne uygun olarak alınıp alınmadığı artık tartışılamayacağından mahkemenin davacının Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesine aykırı şekilde ihraç edildiği için üyeliğinin halen devam ettiği gerekçesi ve üye olduğunun tespitine ilişkin kararı yerinde değildir. Aynı yasanın 16/son maddesi gereğince çıkarılan ortağın hak ve yükümlülükleri çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam edeceğinden davacının ihraç kararının kesinleşmesinden önce 17.12.2002 tarihinde kooperatifin banka hesabına bir kez yaptığı ödeme yeniden üyeliğe kabul anlamına gelmeyeceğinden ve bu konudaki gerekçe de isabetsiz olduğundan davanın tamamen reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy