(1479 S. K. Ek m. 6) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.12.2004 tarih ve 2002/674-2004/760 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan vadesiz mevduat hesaplarına eksik faiz hesaplandığını ve bunun talep edilmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek, ödenmeyen faiz alacakları toplamı 17.004.519.391. TL'nin ayrıca reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bankalarca uygulanan faizlendirme kuralını yanlış uyguladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince görev yönünden bozulmuş, mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, dosyanın gönderildiği Asliye Ticaret Mahkemesince de görevsizlik kararı verilmesi üzerine, bu kararın temyizi sonucu Dairemizce mahkemenin görevli olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bozma üzerine mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasındaki protokol gereği faiz istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı Bağ-Kur Genel Müdürlüğün, davalı banka nezdindeki vadesiz mevduat hesabına eksik tahakkuk ettirilen faizin, taraflar arasındaki protokol ve 1479 sayılı Kanunun Ek 6. maddesine göre tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, bu davaya konu iki ayrı hesaptaki faizin valör tarihi olarak, hangi tarihin esas alınacağı hususunda toplanmaktadır.
Somut olayda, dosyaya sunulan davaya konu hesaplara ilişkin belgelerden, bu hesaplarda, il müdürlükleri nezdindeki hesaplardaki paralar ile başka bankalardan havale ile gelen paraların toplandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, hesapların temerküz hesabı olduğu anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki 13.12.1989 tarihli protokolün II. maddesinin 1. bendinde tahsil edilen primler yönünden valör hesaplamasının ne şekilde yapılacağı ve anılan bendin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise temerküz hesabından bahsedilerek bu hesaba yönelik yapılacak işlemler düzenlenmiştir.
Davada, iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve hesaba gelen paraların niteliği farklı şekilde yorumlanarak, ilk raporda istemin aynen kabulü öngörülmüş, ancak sonraki raporda iki olasılıklı olarak, hesaplama yapılmıştır. Bu ikinci raporda, hesapların temerküz hesabı ya da prim ödenen hesaplardan olup olmadığı hususunda da bir açıklama yapılmamıştır.
Mahkemece ise; iki kez bilirkişi incelemesi yapılmasına ve birbiri ile çelişen iki ayrı rapor alınmasına rağmen, her iki rapora da itibar edilmeyerek, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, hesapların bir temerküz hesabı olduğundan hareketle, hesaplara gelen paraların niteliklerinin araştırılarak uyuşmazlığın hesaba yatan hangi tür paralara ilişkin olduğu, bu tür hesaplarda daha önce nasıl bir uygulama yapıldığı, bu miktarlar yönünden de protokolde düzenleme bulunup bulunmadığının ve dolayısıyla valörün ne şekilde uygulanacağının belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekli olup, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, 4743 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinin B/4 bendi gereğince, Emlak Bankası yargı harçlarından muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 04.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy