(6762 S. K. m. 1268)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Fatsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.12.2003 tarih ve 2002/215 - 2003/368 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile arasında 01.09.1991 başlangıç tarihli Sosyal Güvence Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, 10 yıllık sigorta primlerini ödeyerek 1.500.000.000.-TL emeklilik tazminatına hak kazandığını, ancak davalının sakatlık tazminatı talebini öne sürerek ödeme yapmadığını, oysa teminatların ayrı ayrı verildiğini, emeklilik tazminatı talebiyle ilgili olarak daha önce açtığı davanın davalının kusuru nedeniyle husumet yönünden reddedildiğini, bu davanın yanlış açılmasına ve reddine davalının yazışmalarda Başak Hayat Sigorta A.Ş.adını kullanmasının neden olduğunu, dolayısıyla bu dava için yapılan 12.000.000.-TL yargılama giderleri ve ödenen 175.000.000.-TL vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğunu, sakat kalmasına ve davalı şirketle aralarında ihtilafa neden olan kaza üzerinden 6 yıla yakın bir zaman geçtiği halde, davalının kendisini talebinde samimi olmayan resmi mercileri lüzumsuz yere işgal eden kimse durumuna düşürüp süründürdüğünü, bu durumun ruhsal dengesini bozduğunu ileri sürerek toplam 1.687.000.000.-TL maddi ve 3.000.000.000.-TL manevi tazminatın 20.6.1996 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının hatalı dava açmasının sonuçlarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin yasal savunma haklarını kullandığını, manevi tazminatı gerektiren kusurlu bir davranışının söz konusu olmadığını, başka bir davada tam sakatlık tazminatı haklarına hükmedildiği için ayrıca emeklilik tazminatı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, TTK.nun 1268 nci maddesinde sigorta mukavelelerinden doğan tüm davaların iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağının belirtildiği, ayrıca Hayat Sigortası Genel Şartları'nın 18 nci maddesinde de poliçeden doğan hak ve menfaatlerin hadise tarihinden itibaren 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının hükme bağlandığı, kaza tarihinden itibaren 6 yıla yakın zaman geçtiği ayrıca poliçe özel şartlarının 2 nci maddesinde sigortalının tam sakat kalması halinde tazminat ödenerek sigortanın sona ereceğinin kararlaştırıldığı, daha önce mahkemece tam sakatlıktan dolayı tazminat ödenmesine karar verilmesi nedeniyle sigortanın sona erdiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Davaya konu Başak Sosyal Güvence Sigorta Poliçesinde emeklilik, kaza sonucu ölüm, ecel ile ölüm, hastalık veya kaza sonucu tam sakatlık halleri için ayrı ayrı güvence verilmiştir. Mahkemece bu teminatlar için ayrı ayrı prim tahsil edilip edilmediği araştırılmadan ve poliçe özel şartlarının ikinci maddesinde belirtilen sigortalının tam sakat kalması halinde yıllık primin (sağlık sigortası Primi hariç) 30 katı tutarında tazminat, sakatlık tarihindeki birikmiş toplam kapital ve kar paylarının ödenmesiyle sigortanın sona ermesi durumunun tüm teminatlara sirayet edip etmeyeceği, sigorta aktinin tümden mi yoksa sadece bu teminat yönünden mi sona erdiği tam olarak netleştirilmeden, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi heyetinden de bu konuda görüş alınarak kararda tartışılıp gerekçelendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca davalı sigorta şirketi davacıdan 01.11.2000 tarihine kadar prim tahsil etmeye devam ettiğinden dava konusu edilen teminat yönünden zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, sigortalının sakat kaldığı kaza tarihinin esas alınamayacağı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere hiç olmazsa sakatlığın meydana geldiği tarihten itibaren davacının ödediği primleri isteyebileceği gözetilmeden yazılı şekilde zamanaşımı yönünden de davanın reddine dair hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy