(4743 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 436)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ayancık Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.02.2005 tarih ve 2004/223 - 2005/30 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankaya kredi sözleşmesi ile borçlu olan davalının gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapmadığını ileri sürerek şimdilik 4.290.825.765 TL. nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin imzasını havi kredi sözleşmesi bulunmadığını, halen Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan banka personeli tarafından tek yönlü olarak düzenlendiğini, ihtarname tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre kredi sözleşmesi ve ihtarnamenin ibraz edilemediği banka personelinin tek taraflı imzaları ile düzenlenen ödeme makbuzlarına dayalı olarak dava konusu alacağın varlığının kanıtlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kredi ilişkisinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsiline ilişkin olup, her ne kadar kanıt yükü kendisinde olduğu halde davacı taraf yanlar arasında imzalanmış bir kredi sözleşmesinin varlığını kanıtlayamamış ise de, dosyaya davacı bankaca davalıya ödeme yapıldığına ilişkin tediye fişleri ibraz etmiştir. Yazılı sözleşmenin varlığı kanıtlanamasa bile davalının tediye fişlerinde yazılı miktarları aldığı sabit olduğunda davalı tarafın bu ödemelerin başka bir nedene dayandığını savunmaması nedeniyle davacı bankanın davalıya açık kredi kullandırdığının kabulü gerekir.
Kaldı ki bu husus en azından davalı bakımından sebepsiz zenginleşme teşkil eder. Bu itibarla mahkemece tediye fişlerindeki imzaların davalıya ait olup olmadığı üzerinde durularak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 4743 sayılı Yasa'nın 6 ncı maddesinin B/4 bendi gereğince, davacı Banka yargı harçlarından muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 04.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy