(554 S. KHK. m. 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.07.2004 tarih ve 2002/1025-2004/762 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili firmanın tescilli ürünlerini taklit ederek dış piyasaya süren davalının ürünlerinin toplatıldığını, yediemin olarak kendisine bırakılan ürünlerin sözleşme ile davalılara teslim edildiğini, ancak davalının sözleşmeye aykırı olarak taklit ürünleri yeniden ürettiğini, davalılar hakkında ikinci kez İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nde dava açıldığını sözleşme şartlarını yerine getirmeyen davalının sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı ödemesi gerektiğini ileri sürerek 30.000.000.000 TL. cezai şart bedelinin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu ürünlerin davacının rızası ile müvekkillerine teslim edilerek tüketilmesine de muvafakat ettiklerini, ceza ve tazminat davalarından da zımnen feragat edilmiş olduğunu, ürünlerin taklit olduğunun belirlenmediğini toplatma kararlarına dayanılarak sözleşmenin ihlal edildiği anlamının çıkarılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre sözleşmenin birinci maddesine aykırılık halinde cezai şart öngörülmediği, tasarımlara tecavüz oluşturacak benzerliğin bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili, temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesine konu ürünleri ile iltibas oluşturacak şekilde davalı tarafından üretilen terliklerin piyasaya sürülerek sözleşmeye aykırı davranılması nedeni ile cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunması dikkate alındığında, uyuşmazlığa 554 sayılı KHK hükümlerinin de uygulanması gerekmekte olup, mahkemece de böyle yapılmıştır.
554 sayılı KHK.'nin, 22.6.2004 tarih ve 5194 sayılı Yasa ile değiştirilen 58 nci maddesi hükmüne göre, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu hükme bağlanmıştır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 26.09.2001 tarihli kararı ile İstanbul yargı çevresinde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmuş olup, bu tür davalara bakmaya görevli ve yetkili kılınmıştır. İhtisas Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir. Mahkemelerin görev hususunu kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle temyiz aşaması da dahil olmak üzere yargılamanın her aşamasında resen gözetmesinin gerekmesine göre, mahkemece davanın anılan ihtisas mahkemesinde görülmek üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy