(6762 S. K. m. 1269, 1299, 1300) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.12.2004 tarih ve 2002/566 - 2004/448 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı sigorta vekilinin, TTK' nun l30l'inci maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece, davalılardan Y. Hakkında davanın açılmamış sayılmasına, ... Sigorta Şirketi A.Ş. hakkında davanın reddine ve diğer davalı ... Taşımacılık Ltd. Şti. hakkında ise davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı rucüen tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında, akdedilen sigorta sözleşmesi uyarınca davacıya ait aracın, 6.000.000.000.- TL değer üzerinden kasko sigorta poliçesiyle sigorta örtüsüne alındığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sigortalı araç 29.08.2000 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda hasar görmüştür.
Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davaya konu belirtilmiştir.
Ancak, hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporları zararın tespiti bakımından yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi denetime de elverişli değildir. Zira, kaza tarihi itibariyle aracın rayiç değerinin nasıl tespit edildiği açıklanmamıştır. Bir mal sigortası türü olan kasko sigortasında da sigortacı, sigorta ettirenin gerçek zararını karşılamakla yükümlüdür. Kasko Sigortası Genel Şartları'nın 3.3.1. maddesi hükmüne göre tazminatın belirlenmesinde, sigorta konusu menfaatin rizikonun gerçekleşmesi anındaki gerçek tazmin değeri esas alınacaktır.
Somut olayda, bu ilkeler ışığında bir gerçek değer hesabı yapılmadığı gibi, aracın onarımının ekonomik olmadığının belirtilmesine rağmen, gerçek zarar miktarının tespitinde amortisman tenzilinin yapılmıştır.
Bu durumda, mahkemece, sigortalı aracın kaza tarihi itibariyle denetlenebilir şekilde gerçek değeri tespit ettirilip, amortisman indirimi yapılmaksızın, davalının sorumlu olduğu tazminatın tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy