(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yalova Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.02.2005 tarih ve 2002/283 - 2005/43 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi iken parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle, ortaklıktan çıkarıldığını, ödediği 5450 USD aidat iadesi için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40'tan aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortaklıktan çıkarılan davacının aidat iadesini dolar bazında isteyemeyeceğini, yönetim kuruluna verilen yetki gereğince ödemelerin 18 eşit taksitle ve 1 USD 389.500.-TL karşılığı ödenmesine karar verildiğini savunarak, davanın reddini %40'tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ve diğer ortakların alacaklarının ödenmesi halinde kooperatif mevcudiyetinin tehlikeye düşmeyeceği, aidatların USD üzerinden alınması nedeniyle davacının takip tarihindeki USD kuru üzerinden alacaklı olduğu gerekçesiyle 7.030.500.000.-TL'ye yapılan itirazın iptaline, bu miktar üzerinden %40 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen 213.915.500.-TL.nin %40 oranında icra-inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç nedeniyle birikmiş aidatların iadesine yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacının 18.10.2001 tarihli kooperatif yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği ve çıkarma kararına itiraz etmediği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davalı kooperatifin 13.05.2000 tarihli genel kurulunda ayrılan ortaklara ödemelerin 18 ay içinde kooperatifi acze düşürmeyecek şekilde yönetim kuruluna verilecek yetki çerçevesinde ödenmesine karar verilmiştir.
İlke olarak, ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ancak yıl sonu bilançosuna göre payına düşen miktarı alır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1 inci maddesine göre sermaye ve diğer alacaklar, ayrıldığı yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir. Aynı Yasa maddesinin 2 nci fıkrasına göre ise kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte olan iadeler, genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir.
Alınan bilirkişi raporunda davacının 18.10.2001 tarihinde ihraç edildiği kabul edilmekle birlikte davacı ve davacı ile aynı dönemde ayrılan ortaklara yapılacak ödemelerin kooperatifin varlığını tehlikeye düşürüp düşürmeyeceği 1999 yılı bilançosuna göre hesaplanmış ve alacağın bu tarihten itibaren muaccel olacağı belirtilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece kooperatif ve muhasebe işlerinden anlar uzman bilirkişilerden oluşturulacak kurul aracılığıyla, davacının ihraç edildiği dönemde kooperatiften ayrılanların tümü birlikte değerlendirilmek suretiyle, yapılacak ödemelerin kooperatifin varlığını tehlikeye düşürüp düşürmeyeceği ve dolayısıyla genel kurulun aldığı erteleme kararının yerinde olup olmadığı ile ayrılma payının hesaplanması hususunda denetlenebilir ve hükme dayanak yapmaya elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.
2- Bunun yanında, davacı alacağını döviz cinsinden istemiş bulunmasına göre, yine kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak kooperatifte aidatların hangi para cinsinden alındığı, kooperatif kayıtlarına ne şekilde intikal ettirildiği, diğer üyelerin ödemelerinde hangi uygulamanın benimsenmiş olduğu ve bu konuda verilen kararlarda irdelenmek suretiyle inceleme yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy