(6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 162)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sarıyer Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.01.2005 tarih ve 2003/561-2005/11 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.10.2006 gününde davalı asil Adem Üzal geldi, davacı vekili ve davalı Onur Oto. Tic. A.Ş. vekili tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan asil dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilince kasko sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alınan aracın davalı şirketin işlettiği benzin istasyonunda bulunan yıkama mahallinde şirket çalışanı diğer davalıya teslim edildiği halde yıkama sırasında 3.kişi yada kişilerce çalındığını, sigortalı zararı olarak 19.188.000.000. TL'nin ödendiğini, zarardan davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek, TTK. nun 1301. maddesi gereğince bu tutarın davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, yıkama için bırakılan aracın anahtarını şirket çalışanına teslim edilmeden araç üzerinde bırakıldığını ve çalınma olayında bir kusurun davacının sigortalısında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, bilirkişi raporuna itirazlar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve içeriğine itibar edilen bilirkişi Oktay Karaaslan'ın raporuna itibarla, olayın hırsızlık değil emniyeti suiistimal niteliğinde oluştuğu ve emsal Dairemiz kararı gereğince de sigortalının kasko sigortacısından tazminat alamayacağı gereksiz ödemenin de sigortacıya rücu hakkı sağlamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı olarak TTK .nun 1301. maddesi gereğince sigortalıya halef sıfatıyla açılmış rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, rizikonun sigorta poliçesi ile verilen teminat kapsamındaki hırsızlık olarak değil, emniyeti suiistimal şeklinde oluştuğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Dosyaya sunulu kanıtlardan, sigortalıya ait aracın davalı şirketin işlettiği benzin istasyonunda bulunan yıkama yerinde yıkama için diğer davalıya teslim edildiği, bu sırada aracın 3.kişilerce kaçırılmak suretiyle çalındığı sabittir. Bu oluş şekli itibarıyla aracın, bırakılan kişilerce götürülmesi söz konusu olmadığından emniyeti suiistimalden söz etme olanağı bulunmamaktadır. Araç, sigortalının ve davalıların insiyatifi dışında 3. kişilerce çalınıp götürülmüştür.
O halde, riziko, sigorta genel koşullarının A-1. maddesinde belirtilen teminat kapsamında bulunan hırsızlık rizikosu gerçekleştiği gibi, 18.3.2003 tarihli sigortalı tarafından imzalanmış makbuz ve ibraname ile ödenen tutar için tüm haklarını BK. nun 162 ve devam eden maddeleri gereğince davacı sigorta şirketine temlik etmiş olmakla, davacının zarar sorumlularına rücu hakkı bulunmaktadır. Mahkemece davanın esasına girilerek davalıların sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy