(2675 S. K. m. 8) (818 S. K. m. 101, 490, 491, 497) (6762 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 07.02.2006 tarih ve 2005/817-2006/54 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraflar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.07.2006 günde davacı avukatı Tevfik A.Gür ile davalı avukatı Hasan Çağlayan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Mario Kornfilt'e dava dışı iki şirketteki paylarını 3.000.000 USD bedelle devrettiğini, devir sözleşmesine ekli ödeme planına davalı şirketin garantör olarak imza attığını, pay devir bedelinin ilk taksidi dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 2.500.000 USD ana para ve 1.351.554 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.851.554 USD. nin Devlet bankalarınca USD. ne uygulanan en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin İsveç'te kurulmuş bir şirket olduğunu, MÖHUK. nun 8/IV maddesine göre şirketin hak ve fiil ehliyeti açısından İsveç hukukuna tabi olması nedeniyle İsveç yasaları gereğince ana sözleşmesine aykırı olarak taahhüt altına girmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle anılan sözleşmenin davalı şirketi açısından bağlayıcılığı bulunmadığını, ödeme planına atılan imzanın kefalet amaçlı olduğunu ve daha sonra alacaklı ve borçlunun 30.05.1995 tarihli sözleşmeyi tadil edip yeni sözleşme düzenlediklerini, bu nedenle ilk sözleşmeye bağlı taahhütlerinin ortadan kalktığını, davacının borçlu aleyhine ve keza müvekkili dışında sözleşmeye imza atan diğer şirket olan Koraviotion S.A. aleyhine açtığı davaların reddedildiğini, ilk davada red gerekçesinin 1996 tarihli tadil sözleşmesi gereğince borcun kesin olarak saptanamadığı, ikinci dava açısından da davalının garantör değil adi kefil olduğunun belirtildiğini, bu kararların kesin delil niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini, 1996 tarihli tadil sözleşmesinde de müvekkilinin imzasının bulunmadığını, alacağın rehinle temin edilmiş olması nedeniyle öncelikle kefile başvurulamayacağını, kefilin de ancak BK.nun 490 ncı maddesi gereğince 1 yıllık faizden sorumlu tutulabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin Türkçe metin ile hazırlandığı, sözleşmeye imza koyan tanıkların ve hakemin Türk olduğu ve Türkiye'de ikamet ettikleri, bu nedenle sözleşmenin Türkiye'de düzenlendiğinin kabulü gerektiği, MOHUK. nun 8/2 nci maddesinde öngörülen işlem güvenliği ilkesi gereğince yabancı bir tüzel kişinin kendi ülkesi kanunlarına göre fiil ehliyeti olmasa bile Türkiye'de imzaladığı sözleşme açısından Türk Hukuku'na göre fiil ehliyeti bulunduğu, en azından davacının davalı şirketin fiil ehliyetinin bulunmadığını bilmemesi nedeniyle de iyi niyetli olduğunun kabulü gerektiği, İsviçre Mahkemeleri'nde verilen kararların ancak tenfiz kararı verilmesi ile sonuç doğurabileceği, sözleşmeye davalının garantör olarak imza koyduğu ve hisse devir bedelinin ödenmesinin davalı açısından şarta bağlı tutulmadığı, garantör sıfatıyla davalının sözleşmeden bağımsız bir taahhüt altına girdiği, bu nedenle davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemizce davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddedilerek, davalı şirketin Mario Kornfilt'in borcuna kefalet verdiği ve ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısıyla verilmiş olmakla, TTK. 7/2 maddesi uyarınca bu kefaletin müteselsil kefalet olduğuna işaretle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, müteselsil kefil olan davalının davadan önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.500.000 USD'nın 1.12.2003 tarihinden itibaren USD'ne uygulanan en yüksek yıllık %3.50 ve daha sonra değişen oranlarda faiz uygulanmak üzere tahsilde tekerrür oluşturmamak şartıyla davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece bozmaya uyulmakla bozma kararında belirtilen yabancı mahkeme kararlarının inşai nitelikte olmaması nedeniyle tanınmalarının mümkün olamayacağından eldeki dava açısından kesin hüküm yada kesin delil niteliğini taşımamasına, asıl borçlu ile davacı arasında imzalanan tadil sözleşmesinin de taslak aşamasında kaldığının belirtilmesi nedeniyle bu hususunda usulen kesinleşmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, TTK. nun 7/2 nci maddesi gereğince müteselsil kefil olan davalının BK.nun 497 nci maddesine göre asıl borçluya ait bütün def'ileri alacaklıya karşı dermeyen edebilir. Somut olay açısından asıl borçludan davacının 670.000 USD tahsil ettiği ve kefilin de bu tutarda kefaletten kurtulduğu ileri sürülmüş olmasına rağmen mahkemece bu def'i hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece, gerekçede 2.500.000 USD. nin dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi kabul edilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faize hükmedilmesi hüküm fıkrası ile sıkı sıkıya bağlı olan gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yarattığından kararın bu nedenle dahi davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davacı vekilinin temyizine gelince, dava dilekçesinde davalı şirketin sözleşmeye garantör sıfatıyla imza attığı ve hesaplama tarihi olan 01.12.2003 tarihine kadar garanti edildiği ileri sürülen borcun işlemiş faiz tutarında müddeabihe eklenerek tahsil talebinde bulunulmuş ve mahkemece talep gibi işlemiş faiz tutarı da hesaplanarak anapara+faizin tahsiline, anaparaya 01.12.2003 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Dairemizce, davalının garantör değil, müteselsil kefil olduğuna işaretle kararın bozulmasından sonra mahkemece, davalı kefilin davadan önce temerrüdü oluşmadığından işlemiş faizden sorumlu olmayacağı benimsenerek asıl olacak tutarının tahsiline karar verilmiştir.
BK.nun 491 inci maddesine göre, borçlunun iflası sebebiyle asıl borç vadeden önce muaccel olsa bile, kefil, asıl borcun ödenmesi için belirtilen vadeden evvel borcu ödemeye zorlanamaz. Asıl borcun muacceliyet kesbetmesi evvelce borçluya ihbara bağlı ise bu ihtarın kefile de yapılması gerekir.
Anılan yasal düzenleme, borcun belirli bir ödeme vadesine bağlanmasına rağmen ayrıca ihbar şartı öngörülmüş ise bu ihtarın kefile de yapılacağına amirdir. Somut olayda ise asıl borç, tarihleri de belirtilmek suretiyle belirli bir ödeme vadesine (kesin vadeye) bağlanmış ve ayrıca sözleşmede bir ihbar koşulu öngörülmediğinden BK.nun 101/2 nci maddesi gereğince sözleşmede öngörülen günün bitimi ile borçlu ve buna bağlı olarak kefilinde temerrüdü oluşacağından davacının davadan önce faiz talebi yerindedir. Ancak, sözleşmedeki kesin vade taksitlerin ödeme günü olarak belirtilmemiş, verilen tarihten itibaren müteakip taksidin başlangıç tarihine kadar ödeme yapma olanağı verilmiştir. O halde BK.nun 101/2 nci maddesinde düzenlenen kesin vadeyi sözleşmede her bir taksidin ödenmesi gereken tarihten itibaren 6 ay sonrasına tekabül eden sonraki taksidin ödeme günü olarak esas alınması gerekmektedir. Mahkemece, belirtilen vadelere rağmen ayrıca kefilin temerrüdü için ihtar şartı aranması doğru görülmediğinden, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numarada belirtilen nedenlerle kararın davalı yararına, 4 numaralı bentte yazılan nedenlerle de davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yek diğer tarafa verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 13.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy