(6762 S. K. m. 1278, 1283)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yalova Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.02.2005 tarih ve 2002/244 - 2005/42 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin atölyesini davalı şirkete Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi ile %40 enflasyon oranlı olarak sigorta ettirdiğini, sigortalı işyerinde bulunan aletlerin ve emtianın sel baskını sonucu zarar gördüğünü, ekonomik baskı altında sigorta tarafından önerilen 8.757.541.000. TL.yi ibraname karşılığı aldığını, baskı altında alınan ibranamenin geçerli olmadığını ileri sürerek, eksik ödenen 13.703.000.000. TL hasar bedeli ile geç ödemeden kaynaklanan 2.500.000.000. TL.nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının işyerinde meydana gelen hasar bedelinin ibraname karşılığı ödendiğini, ihtirazı kayıt konulmadığını, istenen miktarın fazla olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hasar bedelini alabilmek için imzaladığı ibranamenin makbuz hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.569.137.600. TL.nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı, 02.12.2001 tarihli hasar nedeniyle 8.757.541.000. TL hasar bedelini alarak davalı sigorta şirketini ibra ettiğini, 24.01.2002 tarihli ibraname ile beyan etmiş olup, 18.02.2002 tarihli dava ile gerçek zararı 12.412.661.600. TL olarak belirlenmiştir. Davacı hiçbir ihtirazı kayıt koymaksızın ibra belgesini imzaladığına ve ibra belgesinin içeriğine göre sigorta şirketini tüm sorumluluğundan ibra etmiş bulunmasına ve alınan hasar bedeli ile gerçek zarar arasındaki farka göre sigorta sözleşmesinden doğan borcun ödeme ve ibra ile söndürüldüğünün kabulü gerekir.
O halde mahkemece, davanın reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy