(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aliağa Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.02.2005 tarih ve 2004/277-2005/50 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin 1997 yılının muhtelif tarihlerinde davalı kooperatife üye olduklarını, yapılan genel kurula katılarak oy kullandıklarını buna rağmen davalı kooperatif tarafından 1998 tarihli genel kurula alınmadıklarını, üyelik haklarının kullandırılmadığını ileri sürerek üyeliğin tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların yasa ve anasözleşmede yer alan üyelik ve üyeliğe kabul şartlarını yerine getirmediklerini, kooperatifin 03.12.1996 tarihli genel kurul toplantısında üye sayısının dondurulmasına karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin davacıların giriş aidatlarını kabul edip kullandığı, genel kurula çağırdığı gerekçesiyle, davalı kooperatifi üyesi olduklarının tespit ve tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortaklığın tespitine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf genel kurul toplantısında üye sayısının dondurulmuş olduğunu savunmuş, davacılar da bu genel kurul kararının herhangi bir şekilde geçersiz hale geldiğini iddia ve ispat etmemişlerdir. Bu itibarla, mahkemece davalı kooperatifin en yetkili organı bulunan genel kurul kararının bağlayıcı olacağı nazara alınarak, davalı kooperatifin üye sayısı, davacıların başvurusunun anılan genel kurul toplantısından önce mi, yoksa sonra mı olduğu üzerinde durularak, neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, davalı kooperatifin sadece bir kez davacıların adını hazirun cetveline yazmasının ortaklıklarının zımnen gerçekleştiğine delalet etmeyeceğinin gözden kaçırılması da doğru olmamıştır. Ayrıca, hükme dayanak yapılan başka dosyalara ait bilirkişi raporlarının alındığı davalarda davacılardan Mehmet Yazar ve Fikri Erören taraf olmadığı halde o raporların bu davacılar bakımından nazara alınması da doğru olmamıştır. Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak neticesine göre karar verilmesi için kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy