(1086 S. K. m. 17, 279)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.02.2005 tarih ve 2004/190 - 2005/66 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların 23.06.2002-22.06.2003 tarihleri arasında müvekkili kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıklarını, resmi görevlilerin yaptığı denetimde bir takım hukuka aykırı eylemlerinin ortaya çıktığını, haklarında ceza davası açıldığını, yapılan tespit ve araştırmalarda kooperatifi zarara uğrattıklarının belirlendiğini ileri sürerek, 31.480.220.000.- TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar A., Ş. ve M., ibra edildiklerini, tespit raporlarının tebliğ edilmediğini, iddiaların yersiz olduğunu, harcamalarda usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Davalı A.K. vekili, genel kurulda dava açılması yönünde izin alınmadığını, yetkili mahkemenin kooperatifin merkezi olan Silifke mahkemeleri bulunduğunu, esasen davanın reddi gerektiğini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Davalı C. vekili, iki kez ibra edildiklerini bildirerek, davanın reddini istemiştir. Davalı H., dava açılması yönünde genel kurul kararı alınmadığını, görev yaptığı dönemde bir usulsüzlük yapılmadığını savunmuştur.
Diğer davalılar, dayaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için gerekli ve TTK'nun 341 'inci maddesinde düzenlenen genel kurul kararını kesin süreye rağmen ibraz etmediği, esasen 23.06.2003 tarihli genel kurulda davalıların 159 kabul 4 ret oyu ile ibra edildiklere, böylece dava şartının gerçekleşme imkanının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davalıların, davacı kooperatifin önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliklerinde bulundukları uyuşmazlık konusu değildir. Dava açılmadan önce davacı kooperatifin 15.02.2004 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında merkezinin Konya'dan Silifke'ye taşınması yönünde karar alınmıştır. Bu kararın iptali yönünde dava açıldığı iddia edilip ispat edilmemiştir. Dava ise, 29.03.2004 tarihinde açılmıştır. HUMK'nun 17 nci maddesi hükmüne göre, kooperatif ile ortağı arasındaki davalarda kooperatifin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Anılan yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Bu durum karşısında, davada yetkili mahkemenin davacı kooperatifin merkezi olan Silifke mahkemeleri olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy