(1163 S. K. m. 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Marmaris Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.11.2004 tarih ve 2002/418-2004/420 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.10.2006 gününde davacı-karşı davalı avukatı İrfan Kocaboşoğlu gelip davalı-karşı davacı vekili tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı bulunduğunu, ortaklıktan ihraç edildiğinin haricen öğrenildiğini, kendisine bir tebligat yapılmadığını, böyle bir karardan haberdar olmadığını, açıklama yapılması yönünde çekilen ihtarın cevapsız kaldığını, yaptırılan tespitte 1998 öncesi evraklarının bulunmadığını, 1992 ve 1993 genel kurallarına ilişkin hazirun cetvelinin 31 inci sırasında ortak olarak göründüğünü, 1994-1997 yılları arasında genel kurul toplantılarının yapılmadığını, sonraki yıllarda da yerine ortak kaydedilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitine ve tesciline karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kooperatifin bir kısım kayıtlarının önceki yönetici tarafından alınıp götürüldüğünü, akıbetlerinin bilinmediğini, davacının bir başvurusunun olup olmadığının belli olmadığını, uzun süre hiçbir vecibesini yerine getirmeyen davacının hazirun cetvelini gerekçe göstererek ortaklığı ileri sürmesinin yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında da davacı davranışının müvekkili hakkında olumsuz düşünceye neden olacağını bildirerek, 3 milyar TL. manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dosyaya sunulan kanıtlar uyarınca davacının davasını, davalı-karşı davacının da manevi tazminat koşullarının varlığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, kooperatif ortaklığının tespiti, karşı dava ise manevi tazminat istemine ilişkindir. Asıl davanın reddine karar verilmiş ise de hüküm, denetime elverişli gerekçe taşımadığı gibi, yeterli araştırma ve incelemeye de dayanmamaktadır. Davacının, 1989 yılında kurulan davalı kooperatifin 1992 ve 1993 yıllarında yapılan genel kurul hazirun cetvellerinde ortak olarak göründüğü, 1992 yılı genel kuruluna asaleten ve sonraki genel kurula ise vekaleten katıldığı, bu cetvellerin ortaklık pay defterine göre düzenlendiğinin açıklandığı, davalı kaşesini içeren ve üyelerimize duyuru başlıklı teknelerin çalışma esasların düzenleyen belgede davacı teknesinden de bahsedildiği, 1997 yılı ve sonrası genel kurul hazirun cetvellerinde davacı adına rastlanmadığı, hakkında alınmış bir karar bulunmadığı hususları dosya kapsamıyla sabittir. 1163 sayılı Yasaya göre, kooperatife ortak olmada açık kapı ilkesi geçerlidir. Ortaklığa kabulde belli bir şekil şartı da bulunmamaktadır. Ortaklık ilişkisi, yönetim kurulu kararı ile kurulabileceği gibi, eylemli şekilde veya zımnen de tesis edilebilir. Bu ilişki, kooperatif ile ortak arasında bir takım hak ve yükümlülüğü de beraberinde doğurur. Özellikle de kooperatifin amacına ulaşması bakımından ortağın akçalı yükümlülüğünü yerine getirmesi önem arz eder. Ayrıca, ortaklığın nasıl sona ereceği 1163 sayılı Yasa ve ana sözleşmelerde açıkça belirlenmiştir. İhraç nedeniyle ortaklığın sona ermesi halinde ihracın varlığını kooperatif kanıtlamak durumundadır. O halde, davalı-karşı davacı kooperatifin defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılıp, ortaklarından öteden beri aidat toplayıp toplamadığının açıklığa kavuşturulması, toplamadığının tespiti halinde davacının, ortak pay defterine göre düzenlenmiş 1992 ve 1993 yılında düzenlenen genel kurul hazirun cetvellerinde ortak olarak kayıtlı görünmesi de dikkate alınarak ortak olduğunun benimsenmesi, şayet davalı ihraç edildiği iddiasında ise bu halde ihracın varlığı noktasında davalıya ispat imkanı tanınması, aidat toplayan bir kooperatif olduğunun belirlenmesi halinde davacının, akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediği, uzun süreden beri kooperatifle ilişki kurmadığı ve bu aşamada ortaklığın varlığını iddia etmesinin MK. nun 2 nci maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığı ve davanın reddi gerektiği dikkate alınıp, sonucuna göre denetime uygun bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy