(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.01.2005 tarih ve 2004/579-2005/39 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı A
Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinden taşıt kredisi kullanmak suretiyle satın aldığı aracını diğer davalı sigorta şirketine kasko poliçesiyle sigorta ettirdiğini, aracın 06.12.2003 tarihinde meydana gelen kaza sonucu pert olduğunu, ancak kazadan sonra banka tarafından verilen poliçede aracın 5.200.000.000 TL.sı eksik bedelle sigorta ettirildiğini, banka tarafından sigorta bedelinin yatırılmadığını, eksik bedelin müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin bir kusuru bulunmamasına rağmen sigorta şirketinin poliçe bedelinin geç yatırılmış olduğu iddiasıyla eksik hasar ödemesi yapmak istediğini, davalıların kusuru nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 14.440.000.0000 TL'nın sigorta poliçesine bağlı olarak davalı sigorta şirketiyle sigortalama işleminde kusurlu bulunması durumunda davalı bankadan tahsiline ve davalı sigorta şirketinin 1.000.000.000 TL manevi tazminat ödemesine, alacaklarına faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davacıya ait aracın kasko sigorta poliçesinin müvekkili şirket tarafından düzenlendiğini, davacının poliçe peşinatını hasar tarihi olan 06.12.2003 tarihinden sonra 25.12.2003 tarihinde ödediğini, bu nedenle poliçeden kaynaklanan sorumluluklarının peşinatın ödendiği 25.12.2003 tarihinden itibaren başlayıp, bu tarihten önce gerçekleşen hasara ilişkin hiçbir sorumluluklarının bulunmadığını, ayrıca davacının talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, poliçenin bankaya geç intikali nedeniyle peşinatın alınamadığını, müvekkili bankanın kusuru bulunmadığını, uyuşmazlığın davacıyla sigorta şirketi arasında olduğunu savunarak davanın müvekkili yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sigorta şirketinin talep edilen tazminat alacağının 9.240.000.000 TL'den sorumlu olduğu, bu durumda davalı bankanın sorumluluğu ortadan kalktığı gerekçesiyle davalı bankaya yönelik davanın reddine, davacının A
Sigorta A.Ş.'ne yönelik davasının kısmen kabulü ile 9.240.000.000 TL'nın faiziyle birlikte bu davalıdan alınmasına, manevi tazminat ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı A
Sigorta A.Ş.vekilleri temyiz etmişlerdir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemlerine ilişkindir.
Davanın dayanağını oluşturan sigorta poliçesinde A
T.A.Ş.Ş
Şubesi dain ve mürtehin olarak kayıtlıdır. TTK.nun 1269 uncu maddesi hükmü uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasa'nın 1270 nci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğuna göre, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren ancak malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat isteme hakkına sahip olur.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafa rehin hakkı sahibi banka şubesinden açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğunu belgelendirmesi için süre verilmesi ve bu usulü işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken; aktif dava ehliyetine ilişkin olan ve mahkemece resen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de; davacı ve davalı sigorta şirketi vekillerinin esasa ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz edenler vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy