(818 S. K. m. 43, 133, 140) (1086 S. K. 4, 195, 196)
Taraflar arasında görülen davada Milas Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.07.2004 tarih ve 2003/827 - 2004/636 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G.G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı aleyhine fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak açılan davanın kabul ile sonuçlanarak kesinleştiğini ileri sürerek, saklı tutulan 3.982.780.761.-TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının alacağının yapmış olduğu ödentiye göre belirlenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının alacağının önceki davada belirlenmiş olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatiften konut alamayan davacının tazminat istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, kısmi davada zamanaşımı sadece dava edilen miktar yönünden kesilmekte olup, fazlaya dair haklar saklı tutulmuş olsa dahi açılacak ek davanın da aynı zamanaşımı süresi içinde açılması gerekmektedir. Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunmuş olup mahkemece kararda davanın süresinde açıldığı belirtilmiş olmasına rağmen bunun dayanağı ve başlangıcı gösterilmemiştir. O halde mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin niteliği de göz önüne alınarak zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde denetlemeye elverişsiz gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Kabul şekli itibariyle ise, davacı, davalı kooperatif üyesi iken ihraç edildiğini ve ihraç kararının kesinleşmeden yerine yeni üye alındığını, ihraç kararını iptal ettirdiğini ancak kooperatifin kendisine verecek dairesi bulunmadığını ileri sürerek, tazminat istemiştir.
Bu durumda mahkemece dairemizin kararlılık kazanmış altı aşamalı formülü ile davacının hak kazanacağı tazminatın hesap edilmesi gerekirken kısmi davada taleple bağlı kalınarak verilen kararın kesinleştiğinden bahisle anılan şekilde tazminat hesabı yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy