(6762 S. K. m. 52, 54)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Hakları Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.10.2004 tarih ve 2003/1152-2004/615 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1969 yılından beri VİP unvanını kullanarak yurt içi ve yurt dışında haklı bir şöhrete ulaştığını, ticari faaliyetinin Türkiye çapında yaygın olduğunu, müvekkilinin bu tanınmışlığından istifade etmek isteyen davalının VİP kelimesini unvanında kullanmak suretiyle haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, unvan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, VİP sözcüğünün davalı unvanından silinmesine, ilana, davalının kullandığı her türlü belgedeki VİP kelimesinin silinmesine veya imhasına, 5 milyar TL. manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, olayda iltibas olgusu veya tehlikesinin mevcut olmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının turizm, davalının ise kargo taşımacılığı alanında faaliyet sürdürdüğü, markaya ve unvana tecavüz eyleminin oluşmayacağı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, her iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olup olmadığının değerlendirilmesinde sadece fiilen yapılan işlerin değil her iki şirketin ana sözleşme hükümlerinin göz önünde bulundurulması ve şayet faaliyet alanlarında kısmen dahi ayniyet veya benzerlik bulunması halinde bu hususun iltibasa neden olacağının kabulü gerekir. Mahkemece her ne kadar her iki şirketin faaliyet sahalarının farklı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya içeriğinde davacı şirkete ait ana sözleşme sureti ile davalı şirketle ilgili İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu yazılarından gayrimenkuller satın alınması, turizm ve otel işletmeciliği gibi konuların her iki şirketin de faaliyet alanında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, bu tesbitlere itiraz geldiğinde davacı şirket ana sözleşmesi de dosya içerisine celp edilerek incelenmek ve belirtilen hususlar varit ise davanın kabulüne karar verilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy