(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.11.2004 tarih ve 2003/649-2004/582 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı hasar bedelinin usulüne uygun müracaata rağmen ödenmediğini ileri sürerek, (21.189.774.200) TL.nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aracını yan sanayi parçaları ile ve düzeltilmiş parçalar kullanılmak suretiyle tamir ettirdiğini, daha sonra da orijinal parça kullanılması halinde ödenmesi gereken bedeli talep ettiğini, oysa kasko sigorta sözleşmesinin gerçek zararının tazminini amaçladığını, ayrıca davacının Poliçe Genel Şartlarının 3.2.1. maddesinde düzenlenen hakem-bilirkişi şartına uymaksızın dava açmasının bir delil anlaşması niteliğindeki poliçe şartlarına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, ekspertiz raporunda belirtilen parçaların orijinal bedellerine göre hesaplama yapılması gerektiği, işçilik dahil toplam hasar bedelinin (17.155.883.600) TL. olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağ temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekilince süresinde sunulmayan, ancak davacı tarafından da savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmayan cevap dilekçesi ile hakem-bilirkişi prosedürünün uygulanması talep edilmiştir. Poliçe Genel Şartlarının 12 nci maddesine göre taraflar arasında uyuşmazlık sadece hasar miktarına inhisar taktirde hasar miktarının hakem-bilirkişilerce saptanacağı öngörülmüştür. O halde, mahkemece, bu şartın yerine getirilmesi için taraflarca hakem-bilirkişi seçmeleri hususunda mehil verilerek alınacak rapor göz önüne alınarak karar verilmesi, raporu itiraz edilirse bu itirazın mahkemece halledilmesi, şayet verilen süre içinde taraflar hakem-bilirkişi tayin etmezlerse, re'sen bilirkişi tayini ile uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy