(CMR m. 23, 30, 41) (6762 S. K. m. 780)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 1.3.2002 tarih ve 2000/32 - 2002/66 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin karayolu ile yurt dışına gerçekleştirdiği taşımaya ilişkin 7.400 DM navlun alacağının, 4.400 DM olan bölümünü davalı taşıtanın ödemediğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl davanın reddini istemiş; karşı dava açarak, davacının 6 gün yerine 20 günde malı ulaştırması nedeniyle, taşıma konusu soğanlarda küflenme ve filizlenme oluştuğunu, alıcının 12.144 DM zararını, mal bedelinden keserek, müvekkiline yansıttığını, taşıyıcının geç taşıma nedeniyle taşıma ücretini hak etmediğini, müvekkilinin ödediği 3.000 DM taşıma ücretinin de iadesi gerektiğini ileri sürerek, toplam 15.144 DM alacağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl davacı-karşı davalı vekili, CMR Konvansiyonunun 23/5. maddesi uyarınca, davalı-karşı davacı taşıtanın, zararın gecikmeden kaynaklandığını kanıtlaması gerektiğini, varsa zararın gecikmeden kaynaklanmadığını, malın bizatihi niteliksiz olması ile ilgisi olduğunu savunarak, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporuna göre, asıl davacı taşıyanın TTK'nın 780. madde hükmü uyarınca, taşıma ücretine hak kazanmadığı ve taşıtan karşı davacıya, tahsil ettiği 3.000 DM navlun ücreti bölümünü iade etmesi gerektiği, karşı davacı taşıtanı, zararı, süresinde tespit ve ihbar etmediği için haklarının düştüğü gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın, taşıma bedelinin iadesine yönelik istem yönünden kabulüne, diğer istem yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1. Asıl dava, ödenmediği iddia edilen bakiye navlun alacağının davalı taşıtandan tahsili, karşı dava ise, geç taşıma nedeniyle hak edilmediği ancak ödendiği iddia edilen navlun bedelinin istirdadı istemi ile karşı davalı taşıyanın geç taşıması nedeniyle oluştuğu ve dava dışı alacağının mal bedelinden kesinti yapmak suretiyle meydana geldiği iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın istirdat istemine ilişkin bölümünün kabulüne, diğer isteme ilişkin bölümünün reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve CMR Konvansiyonu'nun 30. madde hükmünde aranan süre, usul ve şekilde zararın, karşı davacı taşıtan tarafından tespit ve ihbar edilmemiş bulunmasına, benimsenen bilirkişi raporunda da bu belirlemenin yapılmış olmasına göre, karşı davacı taşıtan vekilinin, tazminat istemi bölümünün reddine ilişkin hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün bu bölümünün onanması gerekmiştir.
2. Asıl davada davacı taşıyan vekilinin, asıl davanın reddine, karşı davanın istirdat istemine ilişkin bölümünün kabulüne yönelik temyiz itirazlarına gelince, asıl davaya konu istem, mahkemece TTK'nın 780. madde hükmü koşullarının, asıl davacı taşıyan aleyhine oluştuğu gerekçesiyle reddedilmiş, buna bağlı olarak, karşı davadaki istirdat istemi de aynı gerekçeyle kabul edilmiştir.
Oysa, asıl ve karşı dava uyuşmazlığının tabi olduğu CMR Konvansiyonu'nun 23. madde hükmü, gecikmenin zarara neden olması halinde, navlun ücretiyle sınırlı olarak taşıyanın sorumluluğunu düzenlemiş olup gecikme halinde taşıyanın navlun ücretine hak kazanmayacağı gibi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna karşılık, TTK'nın 780. madde hükmünde, eşyanın taşıma süresi aşılarak teslim edilmesi durumunda, gecikilen süre ile orantılı olarak taşıma ücretinin indirilmesi öngörülmüştür. Maddede herhangi bir zararın ortaya çıkmış olup olmadığı bahis konusu edilmediğinden, bir gecikme zararı bulunmadığı hallerde de taşıma ücreti indirilecektir. Bu bakımdan, hükmün bir tür cezai şart niteliği taşıdığı söylenebilir. CMR sisteminde ise, taraflarca gecikmeye yönelik bir cezai şartın kararlaştırılmış olması, CMR Konvansiyonunun 41. madde hükmü uyarınca geçersizlik yaptırımı ile karşılaşır. Çünkü böyle bir şart, tarafların borçlarının ağırlaştırılamayacağı ilkesine ters düşer. Dairemizin 01.06.2000 tarih ve 2738-4996 sayılı, 30.09.2002 tarih ve 4386-8295 sayılı ilamları bu yönde olduğu gibi, doktrinde de bu şekilde sonuca varılmaktadır. (Bkz. Alihan Aydın, CMR'ye göre taşıyıcının ziya, hasar ve gecikmeden doğan sorumluluğu, İstanbul 2002, Sh.144).
Bu itibarla, mahkemece, davacı taşıyanın gecikmesine rağmen taşıma ücretine hak kazandığının ilke olarak kabulü ile asıl davaya konu istem ile karşı davanın istirdat istemi bölümünün bu ilke çerçevesinde ele alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa uygulanması mümkün olmayan TTK'nın 780. madde hükmü çerçevesinde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, karşı davacı ... A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile, karşı davanın tazminat isteminin reddine ilişkin bölümüne yönelik hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı, karşı davada davalı taşıyan ... LTD. Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davanın reddine, karşı davanın istirdat isteminin kabulüne ilişkin bölüme yönelik hükümlerin davacı - karşı davalı ... LTD. Şirketi yararına BOZULMASINA, 30.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy