(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 3, 4) (3095 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.12.2004 tarih ve 2004/643-2004/1175 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.07.2006 gününde davacı avukatı Ahmet Ovacık ile davalı avukatı Taner Güner gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalıya Oto Müşterek Sigorta Poliçesi ile sigortalı iken takla atmak suretiyle meydana gelen kazada aracın tam ziyaa uğraması nedeniyle 16.650.000.000.-TL hasar bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını, %40'tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline sigortalı aracın kaza sonucu tam ziyaa uğraması nedeniyle hurda değerinin belirlenerek ödenecek tazminat tutarından mahsubu ile bakiye kısmın ödenebilir tazminat bedeli olarak tespit edildiğini, davacını, aracın hurdasının müvekkiline devri için gereken yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu nedenle hurda değerinin mahsubu ile kalan kısmın ödeneceğine ilişkin takibin kabul edilmediğini, faizin kaza tarihinden başlatılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sigorta şirketine kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karayolunda takla atmak suretiyle hasara uğradığı, Pert total işlemine tabi tutulduğu, hurda aracı istemeyen davalının aracın hurdasını davalıya vermesi gerektiği kanaatine varılarak itirazın iptali ile 16.650.000.000.-TL'nın 1.225.625.000.-TL işlemiş faizi ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren %50 ve değişen oranlarda faiz uygulanmasına, davalı tarafından yapılan ödemenin infazda dikkate alınmasına, davacıya ait hurda haline gelen dava konusu aracın davalıya teslimi ile mülkiyetinin devredilmesine, BK.nun 81. maddesine göre taraflara yüklenen edimlerin birlikte ifasına, alacak likit olmadığından inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Kasko sigortası, sigortalı araçta, sigorta kapsamına giren bir riziko sebebiyle oluşan hasarın gerekli tazminat ödenerek karşılanması amacına yönelik bir sigorta türüdür. Bu sigortanın meblağ sigortası olmayıp, gerçek zararı karşılamaya yönelik bir sigorta türü olduğu dikkate alındığında, sigorta tazminatının önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği bulunduğundan söz edilemez. Ancak, rizikonun gerçekleşmesi halinde tam hasar ve ziya meydana gelmiş ve ödenecek sigorta bedeli de sigorta poliçesinde belirli ise, o takdirde icra inkar tazminatına hükmedilebilir.
Somut olayda tam ziya halinde ödenecek sigorta bedeli belirlenmiş ve davalı sigorta şirketi kendi düzenlediği tazminat makbuzu ile hasar bedelini somutlaştırıp likit hale getirmiş ve aleyhine girişilen icra takibine de asıl borç ve fer'ileri bakımından itiraz etmiştir.
O halde mahkemece, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekirken alacağın likit olmadığı gerekçesiyle bu istemin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3- Ayrıca, davalı şirketin poliçeden kaynaklanan zararı ödeme yükümlülüğünün poliçe genel koşulları B.3.3.1. maddesinde öngörülen sürede yerine getirilmesi gerekmektedir. Anılan hüküm gereğince sigorta şirketi hasara ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde hasarı ve tazminatı tespit etmelidir. Tespit edilen bu miktarın ödeme yükümlüğü de bu tarihte doğmuş olmaktadır.
O halde mahkemece, hükmedilen tazminat miktarına, hasarın ihbar tarihi olan 14.07.2003 tarihinden 15 gün sonrasına tesadüf eden 30.07.2003 tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken, 11.08.2003 tarihinin esas alınması doğru görülmemiştir.
4- Öte yandan, davacı, icra takip talebinde %57 oranında faiz talep etmiş olup, bu oranın avans işlemlerine ilişkin faiz oranı olmasına, sigorta sözleşmelerinin TTK.nunda düzenlenmiş ve anılan kanunun 3 ve 4. maddeleri gereğince mutlak ticari iş niteliğinde bulunmasına ve 3095 Sayılı Kanunun 4489 Sayılı Kanun ile değişik 2/2 maddesi gereğince, avans faizi talep edilmesinin mümkün bulunmasına karşın mahkemece, yasal faiz oranı üzerinden karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 723.28.-YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy