(6762 S. K. m. 544) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 24. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.12.2003 tarih ve 2002/688 - 2003/865 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.09.2006 gününde davacı (Alacaklı) avukatı Ahmet Yılmazcan ile davalı (Borçlu) avukatı Fikret Esmerok gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kısmen ipotekle temin edilmiş davalıdan olan danışmanlık hizmetleri ücret alacağının ödenmemesi üzerine girişilen icra takibinin haksız itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait taşınmazların bir kısmının belediyece yaptırılan ve resen imar çalışmalarını içeren Güneydoğu Ankara Planı kapsamında kalması nedeniyle davacının dayandığı sözleşmenin konusuz kaldığını, esasen 1/5000'lik imar çalışmaları için davacıyla sözleşme imzalayan avukata müvekkilince yetki verilmediğini, müvekkiline ait arazilerin bir kısmının imar planı kapsamına alınmadığını, bölgeye ait imar planlarının belediyece ASKİ'ye hazırlatıldığını, kötü niyetle ikinci kez takip yapıldığını savunarak davanın reddini ve %40 kötü niyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasındaki 18.03.1999 tarihli protokolle Ankara Kentsel gelişme alanı içindeki davalı taşınmazlarının 1/5000 ölçekli nazım imar planının hazırlanmasına ilişkin verilenin toplanması planın onaylanmasına kadar olan danışmanlık hizmetlerinin (3.000.000) USD bedelle davacıya tevdii edildiği, protokolde davacı adına imzası bulunan kişinin şirket temsilcilik sıfatının yazılmamasının, ipotek resmi senedindeki açıklık karşısında geçerliliği etkilemediği, aksinin savunulmasının iyi niyet kuralına aykırı olduğu, davacı tarafça hazırlanan 1/50.000 ve 1/500 ölçekli nazım planının Büyükşehir Belediye Meclisinin 05.04.1999 tarihli kararıyla onaylandığı, nitekim davalının (294) no.lu parselinin 26.02.1999 tarihinde satıldığı, bu satışın imar durumuna bağlı olduğunun ön sözleşmede yazılı olduğu, bu maddi ve hukuki duruma aykırı düşen bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği, davacının edimini yerine getirerek ücrete hak kazandığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline ve (1.200.000) USD icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkeme kararının gerekçesinde belirtilenin aksine davalı tarafça yargılama boyunca ısrarla davacının dayandığı 18.03.1999 tarihli protokolün geçerliliğine itiraz edilmekle birlikte davalı adına protokolü imzalayan vekilin 31.12.1997 tarihli vekaletnameyle davalı adına böyle bir sözleşme yapmaya açıkça yetkilendirilmiş bulunmasına, protokolden bir gün sonra düzenlenen resmi ipotek senedinde aynı vekille birlikte davalı asılın da imzasının bulunmasına ve ipotek senedinde davalı adına kayıtlı bir kısım taşınmazın 18.03.1999 tarihli imar çalışmalarına ilişkin protokolün davalıya yüklediği edimlerin güvencesi olarak (1) trilyon TL bedelle davacı şirket lehine ipotek edildiğinin bildirilmesine nazaran bu protokolün davalıyı bağlayıcı geçerlilik taşımasına ve TTK.nun 544. maddesi hükmüne uygun olarak davacı şirket adına protokolün yetkili temsilcisi Adnan Gürcan tarafından imzalanmamış olmasına rağmen ipotek senedi içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde davacının sözleşmede yüklenici olarak yer aldığı ve aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulünde bir isabetsizlik olmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece benimsenen 15.07.2003 tarihli bilirkişiler kurulu raporunda davacının üstlendiği edimlerini tam olarak yerine getirmediğinin belirtilmesine karşın davalının protokolde kararlaştırılan ücretin tamamından sorumlu kılınması yolunda hüküm kurulması doğru olmamıştır.
18.03.1999 tarihli protokolün 4. maddesiyle işin toplam bedeli (3.000.000) USD olarak kararlaştırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafından edimlerinin tam olarak yerine getirilip getirilmediği araştırılarak saptanmak ve eksik bırakılan işler varsa (kısmi eda varit ise) bunun kararlaştırılan ücrete tekabül eden miktarı alınacak ek raporla öğrenilmek ve sonucuna göre davalının karşı ediminin niceliği belirlenmek gerekirken, davacı tarafın dahi itirazına uğrayan ve 13.05.2003 tarihli (2) nolu ara kararında değinilen hususları tam olarak karşılamayan bilirkişi raporunda işaret edilen hususlar açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmediği gibi, TL yerine yabancı para olarak icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması da kabul tarzı itibarıyla isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentteki nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00.YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy