(556 S. KHK. m. 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Balıkesir Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.04.2004 tarih ve 2003/771 - 2004/324 sayılı kararın Yargıtay'ca verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi incelenmesi davacı vekili ile davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde M.L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının enstitü ile marka sözleşmesi yapmadan müvekkilinin tescilli markasını ürettiği ürünlerde kullandığını ileri sürerek, markaya tecavüzün önlenmesine, haksız marka basılı her türlü evrak vs.'nin toplatılmasına, şimdilik 3.850.000.000-TL maddi, 3.500.000.000-TL manevi tazminatın tahsiline ve hükmün ilamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının marka haklarına yönelik tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlığa 556 Sayılı KHK hükümlerinin uygulanması gerekeceği açıktır.
556 sayılı Markalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar anılan kararnamenin 71 'inci maddesine göre ihtisas mahkemelerinde görülmesi gerekecektir. Bu itibarla, dava marka hakkına da dayalı bulunmasına göre, bu konudaki delillerin takdirinin ihtisas mahkemesine ait olacağı kuşkusuzdur.
5846 Sayılı Kanun ile 551, 554, 555, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'lerden kaynaklanan hukuk davaları için ve fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerinde, bir ticaret mahkemesi varsa bu mahkemenin, birden fazla ticaret mahkemesi varsa eşit tevzi suretiyle ticaret mahkemelerinin, müstakil ticaret mahkemesi olmayıp, bir ve iki nolu asliye hukuk mahkemesi varsa 1 numaralı birden fazla asliye hukuk mahkemesi varsa 3 numaralı asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun, 20.11.2003 tarih ve 537 sayılı kararı ile görev konusunda düzenleme yapılmıştır. Öte yandan, karar tarihinden sonra, 556 Sayılı KHK'nin, 22.6.2004 tarih ve 5194 Sayılı Yasa ile değiştirilen 71.'nci maddesi hükmüne göre, bu kanun hükmünde kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu, bu mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, bu mahkemelerden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceğini ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye uygun olarak, mahkemenin kararından sonra, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun, 16.09.2004 tarih ve 396 sayılı kararı ve daha sonra alınan ve halen yürürlükte olan 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile anılan kanun hükmünde kararnamelere ilişkin davalar bakımından, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde, asliye ticaret mahkemesi kurulmuş olup olmamasına bakılmaksızın, bir ya da iki asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bir numaralı asliye hukuk mahkemesi, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde 3 numaralı asliye hukuk mahkemesi görevlendirilmiş, bu mahkemelerin yargı çevresinin adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsadığı da belirtilmiştir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. İhtisas mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, göreve ilişkin yapılan düzenlemeler gereğince kararı temyiz edilen mahkeme görevsiz olup, mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekili ile davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekili ile davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy