(6762 S. K. m. 334, 556) (1086 S. K. m. 289)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.01.2005 tarih ve 2004/339-2005/34 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 19.09.2006 gününde, davacı avukatı Üzüm Ateş gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin eski ortağı olduğunu, ortak olduğu dönemde davacının davalı şirkete ödünç para verdiğini, davalı şirketin de 15.09.2000 tarihinde 6.000.000.000.-TL ve 15.10.2000 tarihinde 6.000.000.000.-TL ödemeyi taahhüt ettiğini, ayrıca belirtilen rakamlarda ve tarihlerde ödenmek üzere müvekkiline iki adet bono verildiğini, davalı tarafın borcunu ödemediğini ileri sürerek, 12.000.000.000.-TL. nın vade tarihlerinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket resmi defter ve kayıtlarında davacının iddia ettiği gibi, alınmış bir borç ve para girişinin mevcut olmadığını, davacının elinde bulunduğu iddia edilen borç senetlerinin müvekkili şirketle bir ilgili bulunmadığı, tarihsiz olan taahhütnamenin de bağlayıcı olmadığını, davalı şirketin davacıya bir borcu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının dayandığı tarihsiz ve Anlaşma Akdi-Taahhütnamedir başlıklı yazının ödünç akdinin unsurlarını kanıtlamaya yeterli olmadığı, bu belgede davalı şirketi temsilen atılan imzalardan bir tanesinin o dönemde şirket yöneticisi olan davacıya ait olduğu, ödünç akdinin unsurlarını taşımış olsa bile, davalı aleyhine sonuç doğurabilmesi için TTK. nun 556. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 334. maddesi uyarınca ortaklar kurulundan izin alınması şartının yerine getirilmesi gerektiği, ortaklar kurulundan böyle bir için alındığının iddia ve ispat edilmediği, anılan belgenin ödünç sözleşmesini kanıtlayamadığı, HUMK. nun 289. maddesi gereğince karşı tarafın açık muvafakati bulunmadığından davacı tanıklarının dinlenilmediği, davacı teklifi üzerine ödünç sözleşmesinden doğan bir borcun olmadığına dair davalı şirket temsilcisinin de yemin ettiği, davacı tarafın iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının davalı şirkete ödünç para verdiğini iddia ettiği tarihte davalı şirkette müdür sayısı üç olup, şirketin üç müdüründen birinin de davacı olmasına, müdür sıfatı ile şirketin ticari defter ve kayıtlarına ulaşma imkanı bulunduğu halde, davaya konu işlemleri davalı şirket kayıtlarına işlenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunmasına, öte yandan, davacı şirket müdürünün kendi lehine yararlandırıcı işlem olan davaya konu taahhüt ile bonoların davacı dışında diğer iki müdür tarafından imza edilmesi mümkün iken bu imzalardan birinin davacıya ait bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1,00 YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy