(818 S. K. m. 117, 262)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.11.2004 tarih ve 2002/1662-2004/873 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.09.2006 gününde davacı karşı davalı gelmedi, davalı ve karşı davacı avukatı Gözde Kur gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili davacıya ait su deposu sahasını kiralayan davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, feshe gerekçe gösterilen saha güvenliğinin davacı yanca sağlanması konusunda herhangi bir yükümlülükleri olmadığını ileri sürerek sözleşme süresi için ödenmesi gereken kira bedeli ve fesih tarihine kadar ödenmemiş kira bedelinin işlemiş faizi olmak üzere toplam 85.454.794.522 TL'nin tahsili ve yine sözleşme gereğince kiralayana bırakılacak olan iletişim kulesi mülkiyetinin davacı kiralayana ait olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı, vekili etrafı tamamıyla tel örgüyle çevrili ve güvenliği davacının elamanlarınca sağlanan mecurda kule inşasından sonra baz istasyonu montajı çalışmasının yapılacağı sırada çevre halkının taşlı sopalı engellemesi nedeniyle montajın tamamlanamadığını, davalı şirket çalışanlarından giriş izni ve önceden isim belirtilmesini isteyen davacının çevre halkına engel olmamasının sözleşmenin ifasını olanaksız hale getirdiğini ve BK. 117. maddesi gereğince akdi ilişkinin sona erdiğini, aksi düşünülse dahi BK. 262/1 gereğince feshi ihbar süresine uyulduğundan tam kira bedeli istenemeyeceğini savunarak davanın reddini karşı davasında ise kulenin müvekkiline devri yada bedeline karşılık 30 milyar TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre taraflarca imzalanan protokolün 5. maddesinde kulenin bakım ve onarımından davalının sorumlu olacağının ve herhangi bir nedenle protokolün sona erdirilmesi durumunda kulenin davacıya terk edileceğinin benimsendiği, protokolün davalı yanca geçmişe etkili olarak feshedildiği, bu durumda protokol gereğince kulenin davacıya ait olduğunun tespitine ancak davalı şirketçe yapılan kulenin güvenliğinin sağlanamaması nedeniyle iletişim sisteminin kurulamamış ve kiralamadan beklenen fayda sağlanamamış ve kulenin davacı şirket tarafından kullanıldığı gözetildiğinde hakkaniyet ilkeleri gereğince davacının kira ve işlemiş faiz isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davada kulenin davacıya ait olduğunun tespitine diğer istem ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.621.00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davalı karşı davacıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 380.60 YTL. harcın temyiz eden davacı-karşı davalı iadesine, 21.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy