(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 520)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çan Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.10.2003 tarih ve 1999/54-2003/826 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.10.2006 gününde davacı avukatı İbrahim Karahan ile davalılar avukatları Salih Öztürk ve Erdem Tan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleşen davalar ile müvekkilinin Orser Mermer Maden İthalat ve İhracat Ltd. Şti.'nin %25 hisse ile ortağı iken, davalılar ile imzaladıkları bila tarihli sözleşme ile sahip olduğu %25 hissesini davalılara devrettiğini, devir bedeli olarak 1997 yılında 170 m3 mermer bloğunun davacıya teslim edileceği, bu teslimatın ocakta yapılacağı ve %50'nin ise estetik mermer türünden olacağının kararlaştırıldığını, bedelin süresinde ödenmemesi halinde teslim edilmeyen her m3 taş için Nisan ayı sonundan itibaren aylık 100 USD ödeneceğinin sözleşmenin 4. maddesinde düzenlendiğini, davalıların Nisan 1998 itibariyle sadece 28 m3 katraklık mermer bedelini ödeyip kalanı ödemediğini, eksik teslim nedeniyle teslim edilmeyen mermere ilişkin bedelin ve cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazların iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava dilekçelerinde belirtilen dayanak sözleşmenin TTK.nda öngörülen şartlara uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu, buna rağmen davalıların iyiniyetli olarak daha önceden teslim ettikleri mermerlerden başka 110 m3 mermer teslimini de kabul ettiklerini, müvekkillerinin aynen teslimi kabul etmesine karşın davacı tarafından bedel olarak talepte bulunularak, icra takibi başlatıldığını, davacı tarafa toplam 59 m3'lük mermer teslim edilmiş olup, kalan 153,6 m3 blok mermerin ocak sahasında teslime hazır bekletildiğinin tespit dosyası ile belirlendiğini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında şirket pay devrine dair sözleşme yapıldığı, bu devrin tescil de edildiği, davacı tarafın edimini yerine getirdiği, davalı tarafın ise 38,5 m3 katraklık ve 20,5 m3 estetik mermer teslim edip, bakiye toplam 111 m3 mermeri teslim etmediği ve temerrüde düştüğü, davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin para olarak yapıldığı, sözleşmede m3 olarak belirlemenin amacının fiyatı belirlemeye yönelik olduğu, ayrıca davalı borçluların temerrüde düşmesi ile birlikte BK.na göre seçimlik hakka sahip olan tarafın alacaklı davacı taraf olup, davacının da alacağını para olarak istediği, taraflar tacir olup, cezai şartın tenkisi istenemeyecek ise de, cezai şartın davalıların iflası, ekonomik durumlarının bozulmasına neden olacağı dikkate alındığında cezai şartta 1/3 oranında indirim yoluna gidildiği gerekçesiyle, icra takiplerine itirazların kısmen iptaline, alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin (3) numaralı bent dışında kalan icra inkar tazminatı istemine yönelik sair temyiz itirazları ile, taraflar arasındaki hisse devir bedelinin mermer olarak kararlaştırılmasına karşın davalıların fiilen ödemelerinin nakit olması ve bu nedenle bakiye bedelin nakde dönüştüğü yönündeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmış olması nedeniyle davalılar vekilinin (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, limited şirket pay devrine dair adi yazılı sözleşmede yazılı bedelin süresinde tam olarak ödenmemesi nedeniyle, sözleşmede yazılı bakiye bedelin ve cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Limited şirket pay devrinin ne şekilde yapılacağı TTK. nun 520. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, pay devri veya devir vaadi hakkındaki sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve imzaların da noterce tasdik edilmesi, ortaklarca yukarıda gösterilen nisapla devre muvafakat edilmesi ve devir hususunun pay defterine kaydedilmesi gereklidir. Belirtilen şekil şartı, ispat için değil, sözleşmenin geçerliliği için zorunludur. İmzaları noterce tasdik edilmeyen limited şirket pay devrini öngören adi yazılı sözleşmeler geçersizdir. Geçersiz bir sözleşmeye dayanılarak bir talepte bulunulması da mümkün değildir.
Dava konusu olaya gelindiğinde; Davacı ile davalılar arasında davacının pay sahibi olduğu dava dışı limited şirket paylarının davalılara devrine dair, tarihsiz adi yazılı sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmede payın devir bedeli ve bedelin süresinde ödenmemesi halinde davalıların ödeyeceği cezai şartın ne olacağı kararlaştırılmıştır. Ancak taraflar, bu geçersiz sözleşme sonrasında, TTK. nun 520/5. maddesinde yazılı şekil şartına uygun olarak 09.12.1993 tarihinde, Çan Noterliğince düzenlenen hisse devir sözleşmesini imzalamışlardır. Noterde yapılan sözleşmede devir bedelinin süresinde ödenmemesi halinde cezai şart ödeneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, usulüne uygun hisse devir sözleşmesinden önce yapılan adi yazılı ve bir geçerliliği bulunmayan sözleşmeye dayanılarak davacının cezai şart istemesi mümkün bulunmamaktadır. Mahkemece, cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemi ile açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyizine gelince; Hisse devir bedelinin ne olduğu da taraflar arasında tartışmalıdır. Taraflar arasında noterde usulünce yapılan hisse devir sözleşmesinde devir bedelinin tamamen ve nakden ödendiği yazılmakla birlikte, davacı tarafın gönderdiği ihtarnameye davalılar tarafından verilen 07.12.1998 tarihli cevabi ihtarnameden, hisse devir bedeli konusunda adi yazılı sözleşmeye atıf yapılarak, devir bedelinin 170 m3 mermer olduğunun davalılarca kabul edildiği, bu bedelin bir kısmının ise, işbu davadan önce davalılarca ödendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca davalılar tarafından imzaları inkar edilemeyen 31.12.1998 tarihli TESLİM TUTANAĞI başlıklı belgede de bakiye hisse devir bedeli olduğu davalılarca kabul edilmiştir. Noterde yapılan geçerli hisse devir sözleşmesinde yazılı devir bedelinin gerçek devir bedeli olmadığının kanıtlaması halinde, hissesini devredenin gerçek devir bedelini isteme hakkı bulunmaktadır. Bu durumda, davacının davalılara devrettiği hisselerin bedelinin 170 m3 mermer olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı, Or-Sar Mermer Madencilik Sanayi İthalat İhracat Limited Şirketi Protokol Gereği Ramazan Sarıbaş'a ait Blok Teslim Cetveli başlıklı belge ile kendisine imza karşılığı teslim edilen mermerin 38,5 m3 olduğunu, kalanın ise ödenmediğini iddia etmiş; davalılar ise 59 m3 mermerin ödenip, 111 m3 mermer borcun kaldığını savunmuştur. 170 m3 mermerin ne kadarının teslim edildiğini davalıların kanıtlaması gerekmektedir. Mahkeme kararında Davalı taraf ise; 38,5 m3 katraklık ve 20,5 m3 estelik cinsi mermer bloğunun teslim ettiğini iddia etmekte ve buna ilişkin teslim listesini ve tesellüm belgesini mahkemeye ibraz etmiştir. denilmekte ise de, dosya içerinde 38,5 m3 katraklık ve 20,5 m3 estelik mermerin davacıya teslim edildiğine dair bir tutanak bulunmamaktadır. Mahkemece, davalılar tarafından davacıya ne kadar mermer teslim edildiğine dair davacı imzasını da taşıyan bir belgeleri olup olmadığı sorularak, bu konuda delillerini sunması için süre verilerek, sunulacak delillere göre, davacı tarafın ne kadar mermer karşılığı nakit alacağı olduğunun tespiti gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre, cezai şartın tenkisine yönelik davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin cezai şartın tenkisine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 10.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy