(6762 S. K. m. 4, 893) (1086 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.03.2005 tarih ve 2004/288 - 2005n2 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin acentesi bulunduğu Gemisi'nin eski adı G. iken Yunanistan'da cebri icra yoluyla satın alındığını, davalının da seferden men kararı aldırdığım, oysa TTK'nun 1245'inci maddesi uyarınca gemi üzerindeki rehin hakkının sona erdiğini, yine gemi alacağı hakkına dayanılmasına karşın ilamsız takip yolunun seçilmesi nedeniyle rehin hakkından feragat edilmiş sayılması gerektiğini ileri sürerek, Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğü'nün 1996/477 sayılı takip dosyası ile istenen alacakla ilgili rehin hakkı bulunmadığının tespitini, birleşen davada da, müvekkilinin 23.03.1997 tarihinde geçişi temin maksadı ile icra tehdidi altında icra dosyasına ödemede bulunduğunu, daha sonra davalının Yunanistan'daki paylaştırmaya katılarak 111.538,88 ABD Doları almaya hak kazandığını, bu durumda müvekkilinin mükerrer ödemesi olduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.015.000.000.- TL karşılığı 79.152 ABD Doları'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu takibin kılavuzluk ücretine dayalı olduğunu ve TTK'nun 1235'inci maddesi uyarınca gemi alacaklısı haklarının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Kanun ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4'üncü maddesine eklenen fıkra uyarınca iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu kanunun dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. Değinilen yasa ile ihdas edilen bu düzenleme doğrultusunda 19.07.2004 tarihli Olur'la İstanbul'da kurulan Denizcilik İhtisas Mahkemesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile faaliyete geçirilmiş olup, yargı alam İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan yorumu ve icrasının tabi kılındığı ülkemiz maddi hukuk normlarının varlık kazandığı yasal düzenlemeler, 6762 sayılı TTK'nun Deniz Ticareti başlıklı dördüncü kitap kapsamındaki 893 ve onu izleyen maddelerinde yer almaktadır. O halde, böyle bir uyuşmazlığın çözümüne dönük davanın görülüp sonuçlandırılacağı yargı mercii, hükmün verildiği 02.03.2005 tarihinden önce kurularak faaliyete geçen İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi olmalıdır. Bu nedenle, davalı taraf vekillerinin temyiz itirazlarının öncelikle bu yön bakımından kabulü ile kararın, yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gereken görev noktasından bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın usulden BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy