(5846 S. K. m. 14, 15, 27, 48, 49, 52, 54, 70, 81, Geç. m. 2) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.02.2005 tarih ve 2004/259-2005/57 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve ıslah dilekçesi ile müvekkilinin çocuk şarkıları alanında bilimsel düzeyde çalışmalar yapan tanınmış bir müzisyen olduğunu, çocuk şarkılarından oluşan ve daha önce Ada Müzik tarafından çıkarılan Mavi Bilya adlı müzik kasetinin davalı yapımcı tarafından izinsiz olarak kaset yapıldığını ve Mepa Müzik Yapım tarafından dağıtıma sunulduğunu, davalı tarafın çıkardığı kasetteki şarkı ve notaların davacının daha önce çıkardığı Mavi Bilya çocuklar için şarkılar adlı kitapta mevcut olduğunu, ayrıca davalının çıkardığı bu kasetteki şarkıların hepsinin davacının daha önce çıkardığı kasetinde de bulunduğunu, davacının şarkıları ve notaları daha önce kitap ve kaset olarak yayınladığından eser sahibi konumunda olduğunu, davalı tarafın bu kaseti yayınlamak ve satışa sunmakla müvekkilinin mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini, çoğaltma hakkı bedelinin davacı eser sahibine Mesam kanalı ile ödendiğini ancak yayma hakkı bedelinin ise ödenmediğini ileri sürerek 9.000.000.000-TL. mali, 3.000.000.000.-TL. manevi tazminatın temerrüt faiziyle tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu eseri eser devir sözleşmesi ile Arzu Kasetçilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden aldığını, eserle ilgili tüm telif haklarının Mesam üyesi olan davacı adına bu kuruluşa ödendiğini, söz konusu eserin hakları devir alındığı için izinsiz yayın yapılmadığını, iddia edilen oranda bir satışın olamayacağını, istenilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı ile çoğaltma hakkını sırasıyla devir alan Arzu Kaset Muammer Kalelioğlu, Arzu Kasetçilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve davalı arasında yayma hakkının davacı tarafta bırakıldığı yolunda yapılmış yazılı veya sözlü bir sözleşmenin bulunmadığı, çoğaltma hakkını ilk kez devir alan Muammer Kalelioğlu'nun davacı eserlerinin ilk tespitini 1988 yılında Konya'da bizzat davacının izniyle yaptığı, bu olgunun gerek 1988/765-88 nolu eser işletme belgesinden gerekse davacının isticvabından açıklıkla anlaşıldığı, bu tarihten dava tarihi olan 09.04.2002'ye kadar davalı ve önceki maliklerin anılan eser işletme belgesine dayanarak çoğaltma ve yayma eylemlerini yaklaşık 14 yıl süre ile sorunsuz kullandıkları, bu süre zarfında davacının düzenli olarak ilgili meslek birliğinden telif ücretlerini aldığı, hiçbir zaman yayma hakkının devir edilmediğini gündeme getirmediği, açıklanan davranış biçimimden davacının açıkça ve kesin bir biçimde yayma hakkını uhdesinde tuttuğu sonucuna ulaşmanın mümkün olmadığı, dava tarihi itibariyle ileri sürülen iddiaların iyiniyet kuraları ile bağdaşmadığı, ancak davalının davacının ismini kasetler üzerinde FSEK. nun 15. maddesine uygun olarak belirtmediği, bu nedenle davacının manevi tazminat isteminin yerinde olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davacının mali haklarla ilgili istemin reddine, 1.500.000.000-TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve FSEK. nun 14. ve 15. maddeleri yoluyla aynı yasanın 70/1. maddesi uyarınca manevi haklar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, Mavi Bilye adlı ses kasetindeki çocuk şarkılarının eser sahibinin davacı olduğu, eserlerin icrasının ilk tespitinin 14.01.1988 tarihinde dava dışı Muammer Kalelioğlu tarafından yapıldığı ve bu tespitten çoğaltılan kasetlerin davalı tarafından piyasaya arz edildiği hususları çekişmesizdir.
Taraflar arasında çözümü gereken uyuşmazlık, söz konusu tespitin davalı tarafından ticari maksatla piyasaya arz edilmesi eyleminin davacının yayma hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığıdır.
Dosyada mevcut delillere göre, dava konusu musiki eserlerine ilişkin 14.01.1988 tarihli eser işletme belgesinde hakiki şahıs tacir olan dava dışı Muammer Kalelioğlu (Arzu Kaset) yapımcı, toptancı, çoğaltıcı olarak kayıtlıdır. Tespit edilen icraların kullanım hakkı, noterde düzenlenen 03.10.1996 tarihli eser işletme hakkı devri sözleşmesi ile dava dışı Muammer Kalelioğlu tarafından Arzu Kasetçilik San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ve ondan da 29.04.1998 tarihli eser devir sözleşmesi ile davalıya devredilmiş ve yapılan devirler 14.01.1988 tarihli eser işletme belgesine de şerh olunmuştur.
O halde, dava konusu musiki eserleri üzerindeki mali hakları kullanma yetkisinin davacıdan geçerli bir şekilde devir alınıp alınmadığının ve icraların tespit edildiği fonogram üzerinde davalı yararına kullanım hakkı doğup doğmadığı hususlarının, ilk tespitin yapıldığı tarihten itibaren değerlendirilmesi gerekir.
14.01.1988 tarihinde yürürlükte olan FSEK. nun 81/1. maddesi uyarınca, ilim, edebiyat veya musiki eserlerinin, çalınma veya temsili, doğrudan doğruya veya radyo veya televizyon veya buna benzer vasıtalarla yayımından faydalanılarak, işaret, ses ve resim tekrarına yarayan aletler üzerine alınırsa bunlar ancak sanatkarın yazılı izni ile çoğaltılabilir, yayınlanabilir.
FSEK. nun 52. maddesine göre, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Yine, aynı yasanın 49. maddesine göre de eser sahibinden aslen iktisap edilen bir mali hakkın veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatının başkasına devrinin yazılı olması gerekmektedir. Bu husus sözleşmenin geçerliliği için sıhhat şartıdır.
Davacı ile dava dışı Muammer Kalelioğlu arasında FSEK. nun 52. maddesine uygun olarak düzenlenmiş mali hakların devri sözleşmesi olmadığına göre, adı geçenin sonraki tarihte bir başkasına ve onun tarafından da davalıya yapılan devirlerin geçersiz olacağı açıktır. Çünkü, bir hakkın geçerli olarak devri için öncelikle hakkın mevcut olması ve hakkı devreden kimsenin de tasarruf yetkisine sahip olması gerekir.
Ayrıca, 14.01.1988 yılında yapılan ilk tespitin davacının sözlü izni ile gerçekleştirilmesi ve davacının, meslek birliğine yapılan telif ücreti ödemelerini almış olması da, mali hakları kullanma yetkisinin geçerli olarak dava dışı Muammer Kalelioğlu'na ve ondan da davalıya devir edilmiş olduğu anlamına gelemez. Zira, bu hakların devrinin usulüne uygun olarak yapılması sözleşmenin mutlak geçerlilik şartıdır.
Diğer taraftan, dava konusu uyuşmazlıkta fonograma tespit edilen eserlerin icrası üzerindeki kullanım hakkına ilişkin olarak en son davalıya yapılan devir sözleşmesinin geçerli olup olmadığı hususunun da değerlendirilmesi gerekmekte olup, 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı yasa ile değişik FSEK. nun 80/1 fıkrasında, eser sahibinin maddi manevi haklarına halel getirmemek şartıyla, bir icrayı yada sesleri ilk defa tespit eden ses taşıyıcısı yapımcılarının eser sahibine komşu hakları düzenlenmiş bulunmaktadır.
Fonogram yapımcısı hakkı, eser sahibine komşu haklar başlığı altında, mutlak bir hak olarak ilk kez 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı yasa ile değişik 5846 sayılı FSEK. nun 80. maddesi ile kabul edildiğinden, 14.01.1988 tarihi itibariyle ilk tespiti gerçekleştiren dava dışı Muammer Kalelioğlu'nun komşu hak sahibi fonogram yapımcısı olarak kabulü olanaksızdır. 14.01.1988 tarihli eser işletme belgesinde adı geçenin yapımcı olarak belirtilmiş olması da, açıklanan FSEK. nun amir hükümleri karşısında ispat açısından tek başına yeterli değildir.
Ancak, ilk tespitin yapıldığı 1988 tarihinden sonra yürürlüğe giren bu hükme göre, dava dışı Muammer Kalelioğlu'nun da komşu hak sahibi sıfatını kazanabilmesi için, aynı tarihli yasanın müktesep hakların korunmasına ilişkin Geçici 2/6. fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca; eski kanun hükümlerine göre işaret, resim ve ses nakline yarayan aletlerle geçerli bir çoğaltma hakkına sahip olması gerekir. Oysa, az önce de açıklandığı üzere, adı geçene davacı tarafından FSEK. nun 52. maddesine göre geçerli bir izin verilmemiştir. Böyle bir durumda, icranın tespit edildiği fonogramın fiziki mülkiyetine sahip dava dışı Muammer Kalelioğlu'nun fonogram yapımcısı olarak müktesep hakkı doğmayacağından, sonraki 1996 ve 1998 tarihli devirlere dayalı olarak davalının da, davacıya karşı da ileri sürebileceği bağımsız bir fonogram yapımcısı hakkının doğması mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, FSEK. nun 54. maddesi uyarınca mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salahiyetli olmayan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez. Bu itibarla, FSEK. nun koruma süresine ilişkin 27, sözleşme ve tasarruflarla ilgili 48, 49, 52. ve 54. maddelerinin eser ve eser sahibini koruyan açık ve emredici hükümleri karşısında, MK. nun 2. maddesinde tanımlanan objektif iyi niyet kuralına aykırılık kuralının; uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre geçerli bir devir söz konusu olmadığı halde; mahkemece, davacı tarafından sözlü olarak verilen tespit ve çoğaltma hakkının içinde yayma hakkının da bulunduğu ve dava konusu eserlerin ilk tespitinin yapıldığı 1988 tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede sessiz kalan davacının iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle, FSEK. nun 68. maddesine dayalı tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, kararın (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy