(6762 S. K. m.405)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.09.2004 tarih ve 2002/145-2004/828 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.10.2006 gününde davalı avukatı H.A.D. gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 04.10.2000 tarihli protokol ile davacının davalı şirketteki payını devretmesi sonucunda, hisse devir bedeline karşılık olmak üzere bir adet iş makinesi ve kırıcı aparatı ile bir adet traktörün verileceğinin taahhüt edildiğini, ancak davalının ihtara rağmen taahhüdünü yerine getirmediğini ileri sürerek, fazlası saklı kalmak kaydıyla 30.000 USD'nun 18.05.2001 ihtar tarihinden itibaren yıllık %12 faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin taliki şarta bağlı olduğunu, şartın tahakkuk etmediğini, zira 2001 ekonomik krizine bağlı olarak işlerin durduğunu ve makine alımının şirket geleceği açısından önemli risk oluşturduğunu, bu yüzden alımdan vazgeçildiğini ve şartın tahakkuk etmediğini savunarak davanın reddini, ıslah dilekçesi ile de protokol ile davalının yüklendiği edimin değişen ekonomik koşullara bağlı olarak yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğini sözleşmeye bağlı kalınarak yapılacak bir ödemenin davacı açısından nedensiz zenginleşme oluşturacağını, sözleşme ediminin yerine getirilme olanaksızlığı gereğince sözleşmenin iptalini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının protokol ile yüklendiği edimi yerine getirmediği, davacının hissenin devrine rağmen yerine getirilmeyen edimin davalı yanca sebepsiz zenginleşme oluşturduğu, davalının sözleşmenin iptali istemine gerekçe gösterdiği iddialarının kabule değer görülmediği, ihtar ile temerrüde düşürülmesine bağlı olarak da davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle 30.000 USD.'nin 22.05.2001'den itibaren yıllık %12 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yanlar arasında imzalanmış protokole bağlı olarak davacıya teslimi taahhüt edilen iş makinesinin teslim edilmemiş olmasına dayalı bedel tahsili istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, davacının, davalı şirketin ortağı iken şirketi temsil ve ilzama yetkili eşi ile geçimsizliğe bağlı olarak evliliklerini ve şirket ortaklığını sona erdirmeyi kararlaştırdıkları, bu amaçla davacının şirketteki payını, şirket yöneticisi olan eşinin gösterdiği 3. şahsa devrettiği, ortaklıktan kaynaklanan alacağının tasfiyesi amacıyla da davada dayanılan protokolün imzalandığı, protokol ile davalı şirketin finansal kiralama yolu ile alacağı iş makinesini davacıya vermeyi taahhüt ettiği, ancak bu taahhüdün yerine getirilmediği ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının davalı şirketteki payını 3. şahsa devrettiği ve ortaklıktan ayrıldığı, şirket ile ortaklık ilişkisi ortadan kalkmasına rağmen, şirketin davacı lehine taahhütte bulunduğu protokol içeriği ile sabittir. Şirketteki davacı payı 3.kişiye devredildiğine göre, dava konusu protokolün davalı şirket tarafından ne amaçla imzalandığının, şirketin taahhüdünün pay devir bedeline karşılık yüklenilen bir edim mi, yoksa bağış olarak mı düşünüldüğünün belirlenmesi eldeki davanın çözümünde önem arz etmektedir. Zira TTK.'nun 405/2. maddesi gereğince pay sahipleri, sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, ancak tasfiye payına ilişkin haklar bu yasak kapsamında değildir. Sermayenin kısmen ortaklardan birine geri ödenmesi ise, karşılığı başka bir ortak ya da 3'üncü bir kişi tarafından ödenmediği takdirde, sermayenin azaltılması hükümlerine tabidir. Maddede sözü edilen tasfiye ise ortakların yekdiğerinden olan alacak borçlarının tasfiyesi ile ilgili olmayıp, şirketin sona ermesi durumundaki tasfiye ile ilgilidir.
O halde mahkemece yapılacak iş, taraflar arasındaki protokol ile neyin amaçlandığı, pay devir bedelinin şirketçe ödenmesi, ya da bağış olup olmadığı belirlenerek bu çerçevede şirket ana sözleşmesinde şirketin bağış yapıp yapamayacağına ilişkin düzenleme bulunup bulunmadığı, bağış söz konusu değil ise TTK.'nun 405. maddesi kapsamında şirketin taahhüdü yerine getirme olanağının bulunup bulunmadığı belirlenip sonucuna göre karar vermekten ibaret olup, bu hususlar irdelenmeksizin eksik inceleme sonucunda yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy