(1086 S. K. m. 275)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 07.04.2005 tarih ve 2005/84-2005/65 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.10.2006 gününde davacı avukatı C. A. ile davalı avukatı S. Y. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının orijinal konişmentoyu veya garanti mektubu verememesinden dolayı müvekkilinin donatanı bulunduğu geminin tahliye limanında (12) gün süreyle beklemek zorunda kaldığını, bu arada üçüncü kişiye ait yüklerin boşaltılamadığını, daha sonra ihtiyati tedbir kararıyla yükün gümrüklü depoya tahliye edildiğini ileri sürerek, (53.000) USD zararın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının acentesince malların ordinosu verildiği halde davacının gemiyi yanaştırmadığını ve malların tahliyesine başlamadığını, ayrıca konişmentonun geç tesliminden doğabilecek zararların tazmin edileceğine dair konişmento garantisi düzenlenerek sunulduğunu, orijinal konişmento 09.08.2002 tarihinde davacıya ulaştırıldığı halde davacının 15.08.2002 tarihinde ihtiyati tedbir kararı aldırttığını, davacının muhatabının taşıtan (gönderen) olabileceğini, kaldı ki taşıma sözleşmesindeki Custımof Port ve No Demurage şartlarından dolayı taşıtandan dahi talepte bulunulamayacağını, zarar iddiasının dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mübrez belgelere ve bilirkişiler kurulunun asıl ve ek raporlarına dayanılarak, konişmento ibraz edilmeden garanti mektubu karşılığı davacı acentenin ordino düzenlemesinin yükün konişmentosuz teslimini kabul ve taahhüt anlamına geldiği ve davacı taşıyanı bağladığı, ordinonun düzenlenip gönderilene verilmesinden sonra taşıyanın yükün teslimini şarta bağlayamayacağı ve teslimden kaçınamayacağı, davalının konişmentoyu ibraz edecek durumda olmadığını 08.08.2002 tarihinde öğrenen davacı taşıyanın yükün tevdii için derhal mahkemeye başvurması ve gecikmeksizin yükü tevdi etmesi gerekirken 15.08.2002 tarihine kadar beklediği, bu beklemeden dolayı iddia edilen zararın davalıdan istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Hükmün dayandırıldığı bilirkişiler kurulu kök ve ek raporlarına yönelik olarak davacı vekilinin 29.12.2003 ve 23.11.2004 tarihli dilekçelerde ileri sürülen esaslı itiraz ve iddiaların karşılanarak cevaplanması amacıyla deniz yolu ile yük taşımacılığı, acentelik hizmetleri ve gümrük işlemleri alanlarında deneyim ve uzmanlık sahibi bilirkişiler arasından seçilerek oluşturulacak yeni kurula inceleme yaptırılarak, davacının üstlenerek ifa ettiği taşımanın niteliği, davalının kırkambar usulüne tabi taşınan yükün gönderileni olmayıp bildirim adresi olarak konişmentoda yer alması nedeniyle yükü teslim almaya hangi şartlarla yetkili olduğu, ibraz ettiği ordinonun davalıya tesellüme yetkili kılıp kılmadığı, ordino karşılığında davacı acentesine verdiği güvencenin uluslar arası deniz taşımacılığı teamülleri ve uygulamasına nazaran geçerli olup olmadığı, olaylar çizelgesine göre yükün sonradan tahliyesinin kapladığı zaman da gözetilerek en azından hazırlık mektubunun verildiği tarihten konişmentonun aslının ibrazı ile gümrük beyannamesinin tescil ettirildiği 09.08.2002 tarihine kadar geçen sürede davacının iddia ettiği alacak kalemlerine hak kazanıp kazanmadığı belirlendikten sonra oluşacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmeliyken, taşımanın biçimi, orijinal konişmentonun teslimdeki işlevi ve davalının taşıma ilişkisindeki konumunu yeterince dikkate almayan bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi eksik incelemeye dayalı görülmüş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy