(818 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.11.2004 tarih ve 2003/211-2004/898 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.10.2006 gününde davalı avukatı Gökhan Yardımcı gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçelerinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan, duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten ve duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştır. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Pako Tarım Ürünleri Dış Ticaret A.Ş.'nin % 40 hissesine malik iken, bir bankadan kredi başvurusunda bulunurken bankaya referans olarak bu hisselerini gösterdiğini, Banka tarafından yapılan inceleme neticesi referans olarak gösterilen hisselerin olmadığının bildirildiğini, İzmir Ticaret Sicilinde yapılan incelemede müvekkilinin hisselerinin bilgisi ve rızası dışında Leya Desii'ye davanın iptaline, anılan devir edilen hisselerin müvekkiline iadesine, Ticaret Sicil Memurluğundaki yolsuz tescilin tashihi ile müvekkilinin Pako A.Ş.'ne % 40 hissedar olduğunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Pako A.Ş., Pagaysa A.Ş. ve Leya Desii vekili, davacının iyi niyet temellerine dayalı olarak bedelsiz ortak edildiğini, işlerin karlı gitmemesi nedeniyle ortaklığın bitmesine karar verilince bedelsiz, yazılı bir anlaşma yapılmadan ve yönetim kurulunca bir karar alınmadan devirlerinin yapıldığını, davacının şirket ortaklığından rızası hilafına ve bilgisi dışında çıkarıldığı iddiasının, olmayan kayıtlar nedeniyle ispat edilmiş sayılamayacağını, çünkü, davacının 2 yıl süreyle yönetim kurulu üyesi ve hatta başkan vekilliği yaptığı kayıtların şekil şartlarına uygun ve geçerli hale getirilmesini talep etmediği, davanın iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, 1999 yılı hazirun cetvelinde davacının ortak olarak adı ve imzasının bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının çok önceden davalı şirketin bir miktar hissesini herhangi bir biçimde devralarak ortak olduğu, ancak 1998 yılında yapılan genel kuruldan sonra şirketteki hisselerini elinden çıkarttığı, devrettiği, bu tarihten sonra şirketle bir alakasının kalmadığı, 27.04.1998 tarihli genel kuruldan sonra dava tarihine kadar geçen sürede herhangi bir biçimde şirketten bir hak talebinde bulunmadığı, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm noktası davacının davalı Pako A.Ş.'de bulunan payını davalılardan Leya Desii ve Pagaysa A.Ş.'ne devir etmek suretiyle ortaklıktan ayrılıp, ayrılmadığının tespitinde yatmaktadır.
Öncelikle, davacının davalı Pako A.Ş.'nin bir dönem ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu tarafların kabulündedir.
Davalı anonim şirketin pay senetleri hamiline yazılıdır. Ancak, şirket payları henüz senede bağlanmadığı gibi, bunlara ilişkin ilmühaber dahi çıkartılmış olmayıp, çıplak pay durumundadır. Senede bağlanmamış payların devri ise, BK.nun 163 vd. maddelerinde yer alan alacağın temliki hükümlerine tabidir. Alacağın temlik tasarrufi bir işlem olduğu için temlik ile çıplak pay devralana geçer. Bunun için alacağın temlikinde öngörüldüğü gibi, yazılı şekil şarttır. Somut olayda davacının davalı Pako A.Ş.'de sahibi olduğu çıplak payları davalılardan Leya Desii ve Pagaysa A.Ş.'ne devrettiğine dair yazılı bir belge dosyaya sunulmamış olmakla ortada geçerli bir devrin varlığından da söz edilemeyeceğinden davacı taleplerinin bu çerçevede değerlendirilerek karara bağlanması gerekirken yazılı şekilde ve hatalı gerekçe ile ortada geçerli bir pay devri varmışçasına farazi bir takım varsayımlarla davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy