(3194 S. K. m. 18) (818 S. K. m. 44, 98, 189)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.03.2005 tarih ve 2003/437-2005/101 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraflar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.10.2006 gününde davacı avukatı Hüseyin Doğan ile davalı avukatı Sabri Ergül gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı üst birliğin üyesi olduğunu, taraflar arasında imzalanan protokolle davalı üst birliğin müvekkili kooperatife 550 konutluk arsa tahsis ettiğini, tahsis edilen bu alan içerisinde kalan 31 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin arsa toplulaştırma kararı çıkmadığı için Mehmet Karaduman'a ait olmasına rağmen, davalı üst birliğin kendisine ait olmayan bir arsayı müvekkiline tahsis ederek, bedelini tahsil ettiğini, anılan arsalar üzerinde davacı Kooperatif tarafından dubleks ve tripleks tarzında yapı inşaatlarına başlandığını, bu arada Bornova Belediyesi tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi gereğince yapılan arsa toplulaştırma işlemi sonucunda Belediye Encümeni kararıyla Mehmet Karaduman'a ait arsanın, plan onayı ile yeni tesis edilen 43 pafta, 4637 ada no, 1 parsel ne ile kayıt ve tescil edildiğini, ancak Bornova Belediye Encümeni'nin 14.06.1994 tarihli kararıyla anılan imar planının iptal edildiğini, bu durumda arsaların tapulaştırma işleminden önceki hallerine dönüştüklerini, arsa sahibi, Mehmet Karaduman tarafından açılan müdahalenin men'i davası sonucunda, müvekkilinin müdahalesinin men'i ile inşaatların kal'ine karar verildiğini, kesinleşen hükme istinaden Mehmet Karaduman tarafından yıkım işleminin icrasına başlandığını, yıkım tazyiki altında 23.09.2001 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile taşınmazın (100.000.000.000) TL. bedelle arsa sahibinden alınmak zorunda kalındığını, yine davalı üst birliğin hukuksal yönden ayıplı arsa tahsis etmesi sebebiyle yaklaşık 7 yıl süren yorucu bir yargı süreci ve özellikle hükmün kesinleşmesinden sonraki yıkım işlemleri dolayısı ile Kooperatif tüzel kişiliği ve tüm üyelerin büyük manevi üzüntüler yaşadıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, (100.000.000.000) TL. maddi ve (100.000.000.000) TL. manevi tazminatın yıkıma ilişkin icra işlemi tarihi olan 12.08.2001 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Mehmet Karaduman'a ait arsanın tahsisinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin davacıya karşı bir haksız fiili olmadığı gibi, davacı yanın uğradığı zararda bir kusurunun da bulunmadığını belirterek, husumet ve esastan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalının kendisine ait olmayan, mülkiyeti ihtilaflı taşınmazı davacıya tahsis etmesinin BK.nun 189. vd. maddelerine göre satıcının zapta karşı tekeffül borcu içerisinde bulunduğu, ancak, davacının zapta karşı ihbar külfetini Mehmet Karaduman'ın açmış olduğu davada yerine getirmemesine rağmen, durumun davalı tarafından bilinmesi gerektiği gibi, davalıya durum zamanında bildirilse idi dahi arsa sahibi tarafından açılan davanın sonucunun değişmeyeceği, mülkiyet ihtilafının davacı tarafından bilinmesine rağmen inşaat yapıldığı, bu nedenle zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu, BK. 98/1. ve 44. maddelerine göre tazminat miktarından indirim yapılması gerektiği, bu oranın dosya kapsamına göre %35 olarak tatbikinin uygun olduğu, manevi tazminat isteminin koşullarının ise oluşmadığı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüyle, (65.000.000.000) TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı Kooperatif üst birliği tarafından davacı kooperatife tahsis edilen arsanın bir bölümünün dava dışı Mehmet Karaduman isimli şahsa ait olması nedeniyle bu kişiye ödenmek zorunda kalınan arsa bedeli karşılığı maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının mülkiyet ihtilafını bildiği halde ihtilafa konu arazi üzerinde inşaat yapmış olmakla zararın oluşumunda müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle maddi tazminattan %35 oranında indirim yapılmış ise de, davacı Kooperatifin davalı üst birlik tarafından kendisine tahsis edilen arsa üzerine inşaat yapımına başlamış olması kendisi için bir kusur oluşturmayacağı gibi, arsa sahibi tarafından aleyhine açılan davaya rağmen inşaata devam edilmiş olması davacının davalı üst birlikle olan ilişkisinde, kooperatife hazır imarlı arsa tahsis etmek zorunda olan üst birlik lehine bir durum yaratamaz. Bu durumda mahkemece davacının zararın oluşumunda müterafik kusurunun bulunduğu yolundaki gerekçede isabet bulunmadığından kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğu yolundaki temyiz sebebinin bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin vekalet ücreti takdirine yönelik temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.632,00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy