(6762 S. K. m. 1290)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çorum Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.12.2003 gün ve 2003/501 - 2003/435 sayılı kararı bozan Daire'nin 28.02.2005 gün ve 2004/5074 - 2005/1822 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin murisi Fikri Aktaş'ın davalı nezdinde hayat sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, 25.02.2002 tarihinde vefat ettiğini, sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 16.000.000.000.-TL ölüm tazminatı ve 2.000.000.000.-TL kar paylı birikim kapitalinin sigortalının ölüm tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta sözleşmesinin 15.09.1989 tarihinde akdedildiğini, davacının murisinin "Diabetus Melutus" hastalığından dolayı vefat ettiğini, 15 yıldan beri anılan hastalık dolayısıyla tedavi gördüğünü, beyanname düzenlenirken sağlığa yönelik cevaplarında bu hastalığını gizlediğini, beyan mükellefiyetine aykırı davrandığını, bu nedenle 15.09.1989 tarihli belgede belirtilmiş olan % 30'luk teminat artışı oranını esas alarak davacıya ödeme yapılacak miktarın belirlendiğini, ancak davacının belgeleri tamamlamaması nedeniyle ödeme yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sigorta sözleşmesinin yapıldığı tarihte davacının murisinin savunmada bahsedilen hastalığa muzdarip olduğu yönünde somut kanıt bulunmadığı, davalı araştırmasının 14.05.2002 tarihinde sonuçlandığı, 1 aylık sürede poliçeyi feshetmediği, davacı başvurusuna rağmen 15 günlük mehil içinde ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.000.000.000.-TL ölüm tazminatı ve 2.000.000.000.-TL kar paylı birikim kapitalinin faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar, Dairemiz'in 28.02.2005 gün ve 2004/5074 Esas, 2005/1822 Karar sayılı ilamıyla davalı yararına bozulmuştur.
Dava, hayat sigorta poliçesine dayalı ölüm tazminatı ve kar paylı birikim kapitali sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Hayat sigortası hakkında özel bir hüküm bulunmadığından mal sigortasındaki ihbar mükellefiyetini düzenleyen TTK'nun 1290. maddesi, hayat sigortasında da uygulanır. Bu madde hükmüne göre, sigorta ettiren kimse sigortacının mukavele yapılırken hakiki vaziyeti bildiği takdirde mukaveleyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hususları, sigortacıya bildirmeye mecburdur. Sigorta ettiren kimse sorulduğunda susmuş veya noksan yahut hakikate aykırı beyanlarda bulunmuş ise, gerçeği öğrenen sigortacı hakikati öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde cayma hakkını kullanmamış ise bu hak düşer. Yine, Hayat Sigortası Genel Şartları'nın 2 nci maddesinde sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğüne uyulmaması halinde, sözleşmenin akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacının sözleşmeden cayamayacağı belirtilmiştir. Somut olaya dönüldüğünde, davalı sigortacı ne TTK'nun 1290 ncı maddesi uyarınca nede poliçe genel şartlarının 2 nci maddesi uyarınca cayma hakkını kullanmamış, aksine sözleşmeyi ayakta tutmuş ancak, davacının poliçede yer alan yıllık %30 artış dışında, sigortalılık dönemi içerisinde isteğe bağlı olarak yapılan prim artışlarından yararlanamayacağını savunmuştur. Görüleceği üzere, davalı sigortacı tarafından yapılan uygulamanın yasaya ve poliçe genel şartlarına uygun olduğundan söz etme imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı sigortacının sözleşmeyi ayakta tuttuğu gözetilerek davacı isteminin kabulüne dair kararın onanması gerekirken, zuhulen davalı sigortacının sözleşmeden cayma hakkını kullandığı varsayılarak mahkemece verilen kararın bozulmasına dair Dairemiz'in 28.02.2005 gün ve 2004/5074 Esas, 2005/1822 Karar sayılı kararının kaldırılarak, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 28.02.2005 gün ve 2004/5074 Esas, 2005/1822 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının ONANMASINA, temyizden dolayı aşağıda yazılı bakiye 729.00 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy