(1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.10.2004 tarih ve 2002/198-2004/696 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın İzmir Limanı'ndan İngiltere'ye deniz yolu ile taşınmak üzere konişmento kapsamında davalıya teslim edildiğini, ancak konteynırlardan birinin İngiltere'de gemiden indirildikten sonra kara nakliyesi sırasında çalınma sonucu zayi olduğunu, emtianın nihai varış yerine kadar nakliyeci şirketin yükümlüğü altında olduğunun konişmentoda belirtildiğini, müvekkilince sigortalısına 14.471-İngiliz Sterlini ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirkete acente sıfatıyla dahi dava açılamayacağını, acenteden tazminat talep edilemeyeceğini, zayi ihbarının da yapılmadığını ve yabancı para üzerinden tazminat istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, yetkili makamlarca düzenlenmiş bir tespitin olmadığı, hırsızlık iddiasına ilişkin bir belgenin de bulunmadığı, varsa eksikliğinin taşıyanın sorumlu olmayacağı bir nedenden kaynaklandığının kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın reddinde karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, hırsızlık olayına ilişkin herhangi bir belgenin mevcut bulunmadığı, bu nedenle, konişmentoya uygun bir teslimin varlığı kabul edilerek, davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Ancak, her ne kadar nakliyat (emtia) araştırma raporu, evrak üzerinden ve telefon görüşmeleri sonucu düzenlenmiş olsa da, bu rapor hırsızlık iddiasıyla ilgili olarak, İngiltere'deki ilgili polis karakolu, sigortalı, alıcı, yükleme limanı gemi acentesi, boşaltma limanı gemi acentesi, İngiltere'deki karayolu nakliye şirketi, İngiltere'deki karayolu nakliye şirketinin sorumluluk sigortası eksperi ile yapılan görüşmeler sonucu hazırlanmış olup, hırsızlık olayının anılan ülkede resmi olarak kayda alınmış olduğunun tespit edilmesine, soruşturma dosyasının numarasının dahi belli edilmiş olmasına, esasen hırsızlık olgusunun mevcut olmadığına ilişkin davalı vekilinin açıkça bir savunmasının bile bulunmamasına rağmen, davacı tarafa usulüne uygun şekilde bu konuda tüm kanıtlarını ibraz etme olanağı da sağlanmadan, eksik inceleme sonucu yazılı bu gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, dava konusu taşımanın deniz ve kara nakliyesini birlikte içeren kombine bir taşıma biçimi olduğu, bu tür taşımalarda taşımanın deniz kısmına ilişkin olarak, Deniz Ticaret Hukuku Kuralları, kara taşımasına ilişkin olarak da kara nakliyesi hükümlerinin ve müşterek konularda ise taşıma içerisinde ağırlıklı olan taşıma moduna ait kuralların uygulanmasının gerekli bulunduğu, dava konusu olayda, taşımanın ağırlıklı olarak deniz taşıması niteliğinde olup işin küçük bir parçasını oluşturan kara taşımasının İngiltere'de gerçekleşen ulusal boyutlu bir taşıma olduğu, İngiltere'de ki bu taşımanın uluslar arası kara taşıması niteliğinde görülmediği, bu nedenle uluslar arası kara nakliyesine ait CMR. hükümlerinin bu olayda uygulanma sahasının bulunmadığı sonucuna varan bilirkişi kurulu raporu mahkemece, benimsenip hükme dayanak yapılmıştır.
Oysa, davaya konu edilen hırsızlık olayı taşımanın kara nakliyesi ayağında gerçekleşmiş olduğu mahkemece, gözardı edilerek, uyuşmazlığa TTK. nun Deniz Hukuku hükümlerinin uygulanması keza doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy