(6762 S. K. m. 1279, 1282, 1295)
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.03.2005 tarih ve 2003/806-2005/81 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalıya yangın rizikosuna karşı sigortalandığını 26.12.2002 tarihinde çıkan yangın sonucu meydana gelen hasarın ödenmediğini ileri sürerek, 13.710.000.000 TL. hasar bedeli ile 250.000.000 TL. işyeri güvence bedelinin kaza tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, rizikonun meydana geldiği sırada davacıya ait işyerinin sigortalı olmadığını, geriye dönük poliçe hazırlatıldığını, yangının kasıtlı çıkarıldığını, talebin teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre davacı sigortalının kasten yangın çıkardığının ve poliçenin, geriye dönük olarak hazırlatıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.550.000.000 TL'nin 27.04.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlık, poliçenin olay tarihinden sonra düzenlenip düzenlenmediği ile yangının kasten çıkarılıp çıkarılmadığı noktasında toplanmaktadır.
TTK'nın 1279. maddesi hükmüne göre, riziko, kural olarak, sigorta sözleşmesinin vücut bulması ve yine aynı Yasa'nın 1295. maddesi uyarınca, sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde sigorta teminatı içerisinde kabul edilir. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için ise TTK'nın 1282 ve 1295. maddeleri hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur.
Davacı taraf, primin ilk taksitini olaydan önce ödediğini iddia etmiş ve bunu belgeleyen makbuz ibraz etmiş ise de, davalı sigorta şirketi sigorta poliçesinin olaydan sonra geriye dönük olarak düzenlendiğini ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunda bazı sigorta şirketlerinin kullandığı bilgisayar programlarında acenteler tarafından teknik olarak sigorta poliçesinin geriye dönük yapılabileceği tespit edilmekle birlikte somut olaya özgü inceleme yapılmamıştır.
O halde mahkemece, poliçenin düzenlendiği acentenin defter ve kayıtları üzerinde içlerinde bilgisayar uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle sigorta poliçesinin ne zaman düzenlendiği hususunun tespit ettirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken somut olay üzerinde bir inceleme yapılmaksızın genel bilgi ile yerinilen bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı sigorta yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy