(551 S. KHK. m. 137, 146)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.04.2005 tarih ve 2005/88-2005/222 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan Ahmet Güneri'nin kardeş olduklarını, 1980 yılından itibaren birlikte geliştirdikleri buluşa davalının tek başına "Faydalı Model Belgesi" aldığını, müvekkilinin de hak sahibi bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescil edilen faydalı model üzerinde müvekkili lehine eşit oranda müşterek hak sahipliği tanınmasına ve sicile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak müvekkilinin ikametgahı olan Orhangazi Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, aynı konuda kesin hüküm bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, buluşun müvekkili tarafından yapıldığını, davacının pek çok işçi ile birlikte imalatında çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı TPE. vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini bu konuya ilişkin YİDK kararı bulunmadığını savunarak davanın husumet nedeniyle reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının süresinde verdiği cevap dilekçesinde yetkili mahkemeyi doğru olarak göstermediğinden yetkisizlik itirazının reddi gerektiği, tarafların kardeş olup, 1975-1990 yılları arasında ortak olarak çalıştıkları kum ağzı ve tomruk ataşmanı ile kullanılabilen arka yükleyici sisteminin ortaklığın know-how'u olup, ticari işletmeye dahil ve işletmenin ortak malı olduğu, ancak faydalı model belgesinin davacı adına tescil edildiği, davacı ve davalının 1980 yılından itibaren birlikte üretim yaptıkları, faydalı model belgesine konu sistem ile birlikte ürettikleri ürünlerdeki sistemin aynı olduğu, ortaklıklarına son verdikten sonra da davacının bu sistemi kullanmaya devam ettiği, davalının ortaklık sona erdikten yıllar sonra davacının haberi olmadan faydalı model belgesi almasının iyi niyetli bir yaklaşım olarak görülemeyeceği, davalı kurumun hak sahipliği ile ilgili intilafları çözme yetkisi bulunmadığından husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle TPE.'ne karşı açılan davanın reddine davalı Ahmet Güneri'ye karşı açılan davanın kabulü ile 26.03.1999 tarih ve TR 1999 007274 ile tescilli faydalı model belgesinin buluşu yapan ve faydalı model belgesi sahibi Ahmet Güneri kısmının iptali ile Ahmet Güneri ve Salih Güneri'nin buluşu yapan belge sahibi olarak ½'şer hisse ile sicil ve kısımlara ayrı ayrı tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, faydalı model belgesine konu sistemi birlikte gerçekleştirdikleri iddiasına dayalı olarak belge sahibine karşı açılan terkin ve müştereken tescil istemine ilişkindir.
Davalı, süresinde verdiği 04.04.2002 tarihli cevap dilekçesi ile ikametgahının Orhangazi'de bulunduğunu ve Orhangazi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğunu savunarak yetki ilk itirazında bulunmuştur. Mahkemece, 551 Sayılı KHK.'den doğan davalarda Orhangazi ilçesine bağlı Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğu, davalının yetkili mahkemeyi doğru olarak göstermediği gerekçesiyle yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.
551 sayılı KHK.'nin 146/1. maddesine göre bu kararnameden doğan davalarda ihtisas mahkemelerinin görevli olduğu, anılan kararnamenin 137/4 maddesi gereğince, patent sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkemenin davalının ikametgahının bulunduğu yerdeki mahkeme olduğu hükme bağlanmıştır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 20.11.2003 tarih ve 537 sayılı kararı ile ihtisas mahkemesi kurulmayan yerlerde ticaret mahkemeleri, 16.09.2004 tarihli kararı ile de bir ya da iki asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bir, birden fazla asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde üç numaralı asliye hukuk mahkemesi görevlendirilmiş, bu mahkemelerin yargı çevresi adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsadığı da belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının yetkiye ilişkin ilk itirazda bulunduğu tarihten sonra yürürlüğe giren ve HSYK kararları gereğince belirlenen ihtisas mahkemelerini yetkili mahkeme olarak göstermediği gerekçesiyle davalının yetki itirazının reddedilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy