(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.10.2004 tarih ve 2003/74-2004/594 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Kazım Bekçi'nin aracı kurum olan müvekkili şirket nezdinde hesabı bulunduğunu, bu davalı ile müvekkili arasında acentelik sözleşme ve ilişkisi olmadığı halde davalı şirket unvanını kullanarak izinsiz acentelik faaliyeti gösterdiğini, adına açılan hesapta bulunan menkul kıymet ve paraları diğer davalılara ait banka hesaplarına aktarmak suretiyle birçok müşteri ve yatırımcıyı zarara uğrattığını, davalı Yaşar ve Yıldırım'ın da davalı Kazım ile ortak olduğunu, tüm davalıların el ve işbirliği içinde bulunduklarını zararın bir kısmı davalılar tarafından karşılanmış ise de SPK.nun talimatı doğrultusunda 12.000.000.000. TL'sını üçüncü kişilere ödediğini ileri sürerek bu meblağın davalılardan faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Mehmet Arıcı, Eyüp Arıcı, Kifayet Arıcı, Derviş Bekçi, Kazım Bekçi vekili müvekkillerinin acente değil müşteri olduğunu husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Ahmet Açoğlu, Mustafa Büyükdereli vekili, müvekkillerinin mağdur edilen müşteriler arasında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Yaşar Uyan vekili, davalı Kazım Bekçi'nin işyerinin açılışını yaparken müvekkilini ortak olarak gösterdiğini, müvekkilinin derhal üçüncü kişilere ortak olmadığını ilan ettiğini, yapılan hiçbir işlemde imzası bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı aracı kurum nezdinde yatırım hesabı açan Kazım'ın yetkili olmadığı halde davacının acentesi gibi davranarak birçok müşteri adına işlem yaptığı, hesaptaki menkul kıymet ve paraları davalılar Ahmet, Eyyup, Mustafa Kekeç ve Mustafa Büyükdereli, Kifayet ve Mehmet hesaplarına usulsüz olarak aktardığı, davacının bu şekilde doğan zararı tazmin etmesinden bu davalıların sorumluğu olduğu, davalı şirketin tüzel kişiliği bulunmadığı, diğer davalıların sorumluluğuna yeterli delil bulunamadığı gerekçesi ile davanın Kazım Bekçi yönünden kabulüne, Ahmet, Eyyup, Mustafa Kekeş, Mustafa Büyükdereli, Mehmet yönlerinden kısmen kabulüne diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiş olup, kararın, davacı ve aleyhine hüküm kurulan bir kısım davalıların temyizi üzerine davalılar Kazım, Kifayet, Mehmet, Eyyup, Derviş, Mustafa Büyükdereli, Ahmet Açoğlu yönünden onanmasına, haklarında red kararı verilen Yaşar ve Yıldırım yönünden yeterli araştırma yapılmadığı, müşterilerden teslim alınan hisse senetleri ile ilgili düzenlenen makbuzlarda davalıların imzalarının bulunduğu, makbuzlar da getirtilerek incelenmek suretiyle sorumlulukları bulunup bulunmadığının araştırılması yönünden bozulmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, davacı kurum nezdindeki fişlerde bulunan imzanın davalı Yaşar'a ait olmadığı, Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında da davalını, diğer davalıların eylemlerine katıldığına dair bilgi bulunmadığı, davalı Yıldırım hakkında açılan davanın takip edilmediği gerekçesiyle davalı Yaşar Uyan yönünden sübut bulmayan davanın reddine, davalı Yıldırım Sili hakkında takip edilmeme nedeniyle HUMK.nun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, izinsiz aracılık faaliyetinde bulunarak, davacı aracı kurumu zarar uğratan davalılardan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bir kısım davalılar hakkında kabul kararı verilmekle birlikte, davalı Yaşar Uyan yönünden, ceza dosyasında diğer davalıların eylemlerine katıldığına dair bilgi elde edilemediği, fotokopi üzerinden yapılan imza incelemesinde, makbuzlardaki imzanın anılan davalıya ait olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar müşterilere verilen hisse senedi karşılığı makbuzların aslı bulunarak imza incelemesi yaptırılamamış ise de, makbuzların başlığında davalı Yaşar Uyan'ın adının da bulunduğu, anılan davalının, 20.09.1995 tarihli yerel gazeteye verdiği ilanda Çinili Çarşı Yatırım Danışmanlık ve Güney Menkul kıymetler işletmesiyle 1994 Nisan ayından bu yana hiçbir ilişkim ve alakam kalmamıştır şeklindeki ifade ile en azından ilanda belirtilen tarihe kadar birlikte çalışıldığının benimsendiği, aleyhine hüküm kurulan davalı Kazım Bekçi'nin ifadelerinde, 1992 yılından bu yana davalı Yaşar ve Yıldırım ile aracılık faaliyetinde bulunduğunun belirtildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ayrıca, gerek bilirkişi raporlarında gerekse SPK soruşturma raporlarında ve rapor sonucu yapılan suç duyurularında, davalı Yaşar Uyan'ın izinsiz aracılık faaliyeti ile ilgili olarak; aracılık faaliyetine başlama nedeniyle bastırılan açılış davetiyelerinde, düzenlenen makbuzlarda ve kartvizitlerde adının bulunduğu bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yukarda belirtilen deliller değerlendirilmeksizin, fotokopi üzerinden yapılan imza incelemesi ve ceza mahkemesi tarafından verilen 4616 Sayılı Yasa gereğince ceza davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararına dayanılarak, davalı Yaşar Uyan hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy