(1086 S. K. m. 9) (556 S. KHK. m. 62, 63, 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.02.2005 tarih ve 2004/461-2005/35 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının, müvekkili adına tescilli BAD MAD markasını haksız ve izinsiz olarak kullandığını ileri sürerek marka hakkına tecavüzün tespit ve men'ine, bu ibareyi taşıyan eşyaların imhasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 556 sayılı KHK'nin 66/b ve 67. maddeleri uyarınca 12.500.000.000 TL maddi ve 5.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak davanın esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacının davadan 4 ay önce dava konusu markayı Akyüz Tekstil San. ve Dış Tic. Ltd. Şti'ne devrettiği ve dava tarihi itibarıyla marka sahibi olmadığı, suçun işlendiği veya tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yerin İzmir olduğu, marka sahibi olmayan davacının genel yetki kuralının dışına çıkarak 556 sayılı KHK'nin 63/1. maddesinde marka sahibine tanınan haktan faydalanmasının ve kendi ikametgahında dava açmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle yetki itirazının kabulüne, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın yetkili İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 556 sayılı KHK.nin 62 nci maddesi uyarınca açılan markaya tecavüzün tespit ve men'iyle maddi ve manevi tazminata ilişkindir.
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 63/1 inci maddesi hükmüne göre, marka sahibi tarafından üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının ikametgahı mahkemesi veya suçun işlendiği ya da tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yerdeki mahkemedir.
Somut olayda, dosya kapsamına göre, davacı, davalı eylemlerini 02.06.2003 günü şikayet konusu yapmış ve malları aynı gün toplatarak yed-i emine tevdi ettirmiş ve ceza davası açılmıştır. Temyize konu hukuk davasının konusu olan eylemler, anılan tarihteki eylemlerdir. Davacı taraf dava tarihinden önce, markasını devretmiş ise de, olay tarihinde marka sahibi olup, davacı olay tarihindeki marka hakkına dayanarak davayı, tercih hakkını kendi ikametgahı mahkemesi olarak kullanıp açtığına göre, mahkemece, davalı tarafın HUMK. nun 9 uncu maddesine dayalı yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek, tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dava tarihinde davacının marka sahibi olmadığı olgusundan hareketle, yazılı gerekçe ile davanın yetki yönünden reddedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan kabul şekline göre de,
Dava tarihinden sonra 556 sayılı KHK.nin, 22.6.2004 tarih ve 5194 sayılı Yasa ile değiştirilen 71 inci maddesi hükmüne göre, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu, bu mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, bu mahkemelerden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceğini ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye uygun olarak, mahkemenin kararından önce, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun, 16.09.2004 tarih ve 396 sayılı kararı ve daha sonra alınan ve halen yürürlükte olan 24.3.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile anılan Kanun Hükmünde Kararnamelere ilişkin davalar bakımından, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmuş olup olmamasına bakılmaksızın, bir yada iki Asliye Hukuk Mahkemesi olan yerlerde bir numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi, ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi olan yerlerde 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi görevlendirilmiş, bu mahkemelerin yargı çevresinin adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsadığı da belirtilmiştir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. İhtisas mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir.
Bu durumda, karardan önce yürürlüğe giren göreve ilişkin açıklanan son düzenleme gereğince, İzmir Asliye 3 üncü Hukuk mahkemesi görevli olup, yetki itirazında bildirilen yetkili mahkeme ile bağlı olan, ancak yetki itirazında bildirilen görevli mahkeme ile bağlı olmayan mahkemece, dosyanın İzmir Asliye 3 üncü Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi yerine, İzmir Asliye 3 üncü Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy